<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Tedavi ve Terapiler &#8211; Doç. Dr. Çağatay UĞUR (Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı)</title>
	<atom:link href="https://cagatayugur.com.tr/category/cocuk-ve-ergen-psikiyatrisi/tedavi-ve-terapiler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://cagatayugur.com.tr</link>
	<description>Mutlu Çocuklar&#38;Mutlu Aileler</description>
	<lastBuildDate>Fri, 28 Nov 2025 08:50:13 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cagatayugur.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/cropped-Adsız-tasarım-32x32.png</url>
	<title>Tedavi ve Terapiler &#8211; Doç. Dr. Çağatay UĞUR (Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı)</title>
	<link>https://cagatayugur.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>ÇOCUKLARA NASIL SINIR ÇİZERİZ?</title>
		<link>https://cagatayugur.com.tr/cocuklara-nasil-sinir-cizeriz/</link>
					<comments>https://cagatayugur.com.tr/cocuklara-nasil-sinir-cizeriz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Çağatay Uğur]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Nov 2025 08:40:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi]]></category>
		<category><![CDATA[Tedavi ve Terapiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://cagatayugur.com.tr/?p=2112</guid>

					<description><![CDATA[Çocuklara Nasıl Sınır Çizeriz? Hayatta hepimizin, uymak istemese dahi uyduğu sınırlılıklar vardır. Sabahları ne kadar yorgun olsak da işe gitmemiz gerekebilir, bir konuşmayı gerçekten çok tatsız olacağını bile bile yapmamız gerekebilir.  Bu durum aslında her yaşta geçerlidir. Ancak elbette ki çocukken bir şeyleri yapmak zorunda&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Çocuklara Nasıl Sınır Çizeriz?</h3>
<p>Hayatta hepimizin, uymak istemese dahi uyduğu sınırlılıklar vardır. Sabahları ne kadar yorgun olsak da işe gitmemiz gerekebilir, bir konuşmayı gerçekten çok tatsız olacağını bile bile yapmamız gerekebilir.  Bu durum aslında her yaşta geçerlidir. Ancak elbette ki çocukken bir şeyleri yapmak zorunda olduğumuzu öğrenip yapmaya başlamak, ileride yetişkin hayatını oldukça kolaylaştıran bir becerinin kazanılması anlamına gelir.</p>
<p>Hepimiz, kaç yaşında olursak olalım bu sınırlara uymakta zorlanırız. Bu son derece doğaldır. Ancak çocuklar, bu bilginin onlarla paylaşılmasına ihtiyaç duyarlar. Hayatta seçimlerimiz olduğunu ve yaptığımız her şeyin sonucu olduğunu onlara hatırlatmak bu yüzden önemlidir. Yaptıkları şeylerin sonucu olarak bir şeylere hak kazandıklarını yahut yapmadıkları için bir haklarını kaybettiklerini öğrenirlerse, seçim yapıp sonuçlarına katlanarak yaşamayı öğrenmeleri daha kolay olur.</p>
<p>Bunun için, Çocuk Merkezli Oyun Terapisi ekolünün kurucusu Gary Landreth, kendi çocukları ile birlikte deneyerek bir formülasyon geliştirmiş ve bunu yıllarca hem klinik uygulamasında kullanmış, hem de halka ve profesyonellere bu alanda eğitimler vermiştir. Çocukların kurallara uyması için mantığını, yahut en azından bunun onlar için doğru şey olduğunu söyleyerek uymalarını beklemek pek de yeterli olmayabilir. Bunun yerine onların seçim yapıp sonuçlara katlanmayı deneyimleyerek öğrenmeleri çok daha etkili bir yöntem olacaktır.</p>
<p>Landreth, ilk adımın çocuğun duygusunun ona yansıtılması olduğunu söyler. Bu, çocuğun anlaşılmış hissetmesi ve kuralın tepeden inmediğini algılaması için oldukça önemlidir. Örneğin kendisi, “Sınırlar ve Kurabiyeler” isimli konuşmasında arabada sürekli kavga eden ergenlik dönemindeki iki çocuğuna, “Şu anda çok sinirli olduğunuzu ve kavga etmeye devam etmeyi gerçekten çok istediğinizi biliyorum” diyerek sınır çizmeye başladığını anlatır.</p>
<p>Sonrasında ise onlara, bunun sonuçları olduğunu hatırlattığı kısım gelir. Burada, arabada sürekli kavga etmenin yapılmaması gereken bir şey olduğunu vurgulamak istemektedir. Bunu sakin ve kesin bir şekilde yapmak, her zaman mümkün olmamakla birlikte daha iyi olacaktır. Kural, “zaten herkesin bildiği bir gerçek” gibi paylaşılmalıdır. Örneğin kendisi “Bu araba kavga etmek için değil” diyerek bunu yapar. Bu, arabanın kavga etmek için olup olmadığı konusunun tartışmaya kapalı ve herkesin bilip uyduğu bir kural olduğu hissini vermek içindir.</p>
<p>Sonrasında iş, seçenekleri açıklama kısmına gelir. “Şu anda çok sinirli olduğunuzu ve kavga etmeye devam etmeyi gerçekten çok istediğinizi biliyorum, ancak bu araba kavga etmek için değil” diye başladığı konuşmasına, “Şu an kavga etmeyi bırakmayı seçebilirsiniz. Yahut kavga etmeye devam edip, akşam sevdiğiniz diziyi izlememeyi seçebilirsiniz.”</p>
<p>Kendisi bu noktada önemli olanın çocukların kendi davranışları sebebiyle dizi izleme haklarını kaybettiklerini anlamaları olduğunu söylemektedir. Konuşmasında “Ben olsaydım elbette ki onların diziyi izlemelerini seçerdim” der. Ancak bu noktada o da çocuklarının gece dizi izlemesindense onlara sınırları öğretmeyi daha kıymetli bularak aslında bir seçim yapmaktadır.</p>
<p>Sonrasında ise konulan sınıra uymak çok önemli olacaktır. Bu sebeple konulan kuralların gerçekten uygulanabilmesinin sizin açınızdan da rahat olması çok önemlidir. Bu yüzden de ufak sınırlar koyarak işe başlamak, bunun zaman alacak bir süreç olduğunu ve sizin de bu süreçte zorlanabileceğinizi aklınızda bulundurmak iyi olacaktır. Ancak her yaşta çocuk (ve hatta insan), yolda zorlansa dahi sınırlara uyumlanmayı öğrenme potansiyeline sahiptir. Sabırla ve ufak adımlarla, deneye yanıla gidecek bu sürecin tüm aile için daha iyi sonuçlanacağını düşünmek, umutsuzluğa kapıldığınız durumlarda size yardımcı olabilir.</p>
<p>Landreth, kızlarının iki hafta boyunca dizi izlemediğini ve kavga etmeye de devam ettiklerini anlatır. İki hafta boyunca arabada kavga devam etmiş ve Landreth yukarıda bahsedilen şekilde onlara sınır koyup uymalarını beklemiştir. Zaman zaman kızlar sınırı duyduklarında kavga etmeye devam etmiş, sonrasında eve gidince dizi izleyip izlemeyeceklerini sormuş, Landreth ise “kavga etmeye devam etmeyi seçtiğinizde, dizi izlememeyi seçmiş oldunuz” şeklinde hatırlatma yapmıştır.</p>
<p><em>Uzman Klinik Psikolog Zeynep Peker</em></p>
<p><em>Çocuk, ergen, yetişkin psikoterapi</em></p>
<p><em>Doç. Dr. Çağatay Uğur Muayenehanesi – Ankara</em></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://cagatayugur.com.tr/cocuklara-nasil-sinir-cizeriz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2112</post-id>	</item>
		<item>
		<title>OKUL FOBİSİ Mİ YOKSA UYUM SÜRECİ Mİ?</title>
		<link>https://cagatayugur.com.tr/okul-fobisi-mi-yoksa-uyum-sureci-mi/</link>
					<comments>https://cagatayugur.com.tr/okul-fobisi-mi-yoksa-uyum-sureci-mi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Çağatay Uğur]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 07 Sep 2025 16:54:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi]]></category>
		<category><![CDATA[Duygudurum Bozuklukları]]></category>
		<category><![CDATA[Kaygı (Anksiyete) Bozuklukları]]></category>
		<category><![CDATA[Tedavi ve Terapiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://cagatayugur.com.tr/?p=2082</guid>

					<description><![CDATA[Bu süreç içinde aileler de birçok kaygı yaşamaktadır. Bazen aileler çocuklarından ayrıldıkları için kendileriyle ilgili suçluluk ve kaygı duyguları yaşarlar ki bu sinyaller çocuğun okul korkusunu artırabilmektedir. Bu nedenle annenin kararlılığı ve iç rahatlığı çocuğun uyum süreci için çok önemlidir. Uyum sürecinin sağlıklı tamamlanabilmesi için&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Bu süreç içinde aileler de birçok kaygı yaşamaktadır. Bazen aileler çocuklarından ayrıldıkları için kendileriyle ilgili suçluluk ve kaygı duyguları yaşarlar ki bu sinyaller çocuğun okul korkusunu artırabilmektedir. Bu nedenle annenin kararlılığı ve iç rahatlığı çocuğun uyum süreci için çok önemlidir. Uyum sürecinin sağlıklı tamamlanabilmesi için ilk isteğimiz annenin de duygusal olarak hazır olmasıdır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Uyum sürecindeki çocukların tepkileri bireysel farklılıklar göstermektedir. Bazı çocuklar ilk üç gün ya da bir hafta ilgili ve istekli olur. Okul onun için oyun yeri gibidir. Ama zamanla ebeveynleriyle birlikte olmak ister, sürekli okula gelmenin anlamını yeni kavrar ve tepki gösterir. Bazı çocuklar da en baştan itibaren ebeveynlerinden ayrılmak istemez. Sınıfa gelmesini, yanında olmasını, annesinin yedirmesini ister ve doğal olarak ağlama gözlenir. Tüm bunlar ilk zamanlarda normaldir.</span></p>
<h3><b>Çocuğun okula alışma sürecinde hangi davranışlardan kaçınmalıyız?</b></h3>
<p><span style="font-weight: 400;">Çocuğunuz uyum problemi yaşarsa diğer çocuklarla kıyaslamayın. Korku ve kaygı yaşayan bir çocuk için bu hislerle başa çıkmak yeterince zorken kıyaslama yapmak, çocuğun yetersiz hissetmesine sebep olacaktır. Bu süreçte onu desteklediğinizi ve anlamaya çalıştığınızı ifade etmeniz çok önemlidir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Okulda sıkıldın mı, korktun mu?” gibi olumsuz ifadeler kullanarak sorular sormayın. Bunun yerine “Okulda neler yaptınız?”, “Günün nasıl geçti?”, “Eğlenceli bir şey oldu mu?” gibi sorular sorabilirsiniz. Bu tür sorular çocuğun deneyimini daha rahat paylaşmasını sağlar, okul sürecini olumlu bir çerçevede hatırlamasına yardımcı olur.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kaygılarınızı çocuğunuza hissettirmeyin. Bu dönemde bazı anne babalar kendi kaygı ve korkularını çocuğa yansıtıyor olabilir. Bu zamana kadar ilk kez çocuğundan ayrı vakit geçiren anne, onu bırakıp gittiği için kendini suçlu hissedebilir. Burada kendi içinize yönelip “Çocuk mu benden ayrılamıyor, ben mi çocuktan ayrılamıyorum?” sorusunu sorabilirsiniz. Bu kaygı ve korkuların sizi çok fazla etkilediğini düşünüyorsanız siz de profesyonel destek alabilirsiniz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Okulda vedalaşma sürecini çok uzun veya çok kısa tutmayın. Burada sınırlarımız net olmalıdır. Çocuğa “Artık gidebilir miyim?” diye sorarsanız, ayrılık kaygısı yaşayan bir çocuktan kolay kolay “Git” cevabını alamazsınız. “Ben şimdi seni sınıfına bırakıyorum ve gidiyorum. Okulun bitince seni almaya geleceğim ve tekrar birlikte olacağız.” diyerek süreci anlatıp bu ayrılığın kısa süreli olduğunu ifade etmeli ve okula gitmesinin isteğine bağlı değil, gerekli olduğunu anlatmalısınız.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çocuğu öğretmen ve okul ile korkutmayın. “Eğer yapmazsan öğretmenine söylerim!” gibi söylemlerden uzak durun. Çünkü çocuk korku ve kaygıyla değil, sevgi ve saygıyla eğitilir. Öğretmen ve okul onlar için korkulacak bir alan değil, güvenli bir alan olmalıdır. Gününün büyük bir kısmını geçirdiği kişi ve yerden korkması, bizim yararımıza olmayacaktır.</span></p>
<h3><b>Çocuğun okula alışması için öneriler</b></h3>
<p><span style="font-weight: 400;">Okulun ilk günlerinde çocukla birlikte okula gitmek ve çocuğu yüreklendirmek olumlu sonuç verebilir. Bu süreçte yanında olmak ve bu heyecanlı süreci sizinle paylaşması çocuğunuz için son derece önemlidir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Okula ilk başladığı günlerde bir süre çocuğunuz ile birlikte kalın ama bunun ne kadar süreceğini çocuğa bildirin ve daha önce okula alışsa bile sözünüzde durun. Tutarlılık ve net sınırlar önemlidir. Çocuğunuzla açık iletişim kurun.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çocuğunuzla bir hafta öncesinden başlayarak, ilk gün ve okul arkadaşları hakkında konuşun. Neler yaşayabileceğini, neler yapması gerektiğini, nelerle karşılaşacağını çocuğunuzla konuşabilirsiniz. Böylece belirsizlikten kaynaklanan korkunun önüne geçersiniz. Ayrıca çocuğun gideceği okul önceden ziyaret edilerek okul ve sınıf ortamı konusunda bilgi sahibi olması sağlanabilir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ebeveynlerin okul konusunda özendirici konuşmalar yapmaları, okulla ilgili anılarından söz etmesi yararlı olabilir. Bir zamanlar sizin de o sıralarda oturduğunuzu, okul bahçesinde koşturduğunuzu ve okulunuzu bitirip iş ve meslek sahibi olduğunuzu duymak onun için motivasyon kaynağı olabilir. Ve yalnız olmadığını, herkesin bu yollardan geçtiğini çocuğunuza vermiş olursunuz. Ancak bu mesajı verirken “Herkes okula gidiyor, abartma! Biz de o yollardan geçtik.” diyerek çocuğun korku ve kaygısı kesinlikle küçümsenmemelidir.</span></p>
<h3><b>Çocuklar bunları düşünebilir:</b></h3>
<ul>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Neden anne ve babamdan ayrılıyorum?</span>&nbsp;</li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Okuldaki bütün bu çocuklar da kim?</span>&nbsp;</li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Öğretmenim beni sevecek mi ve beni burada koruyabilecek mi?</span>&nbsp;</li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Arkadaşlarım olacak mı?</span>&nbsp;</li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Okulda kaybolur muyum?</span>&nbsp;</li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Eve nasıl döneceğim?</span>&nbsp;</li>
</ul>
<p><span style="font-weight: 400;">Çocukların sorularına olabildiğince açık cevaplar verilmelidir. Okul hakkında çocuğun korku, kaygı ve düşünceleri dikkate alınmalıdır.</span></p>
<h3><b>Okul fobisi mi yoksa uyum süreci mi olduğunu nasıl anlarız?</b></h3>
<p><span style="font-weight: 400;">Okula uyum sürecinde çocukların çeşitli tepkiler göstermesi son derece doğaldır. İlk günlerde ya da haftalarda ayrılık kaygısı, ağlama, mide ağrısı ya da isteksizlik gibi davranışlar sıkça gözlenebilir. Bu tepkiler genellikle kısa sürelidir; çocuk okul ortamına alıştıkça ve öğretmenine, arkadaşlarına güven duymaya başladıkça giderek azalır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ancak bazı durumlarda bu zorluklar beklenenden daha uzun sürer ve yoğunlaşır. Çocuk okula gitmeyi ısrarla reddedebilir, her sabah ağlama krizleri yaşayabilir, baş ağrısı, mide bulantısı gibi bedensel yakınmalar sıkça ortaya çıkabilir. Ebeveynin ikna çabalarıyla dahi çocuğun okula gitmemekte diretmesi ve bu durumun aile içinde çatışmalara yol açması okul fobisi olasılığını akla getirir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kısacası, kısa süreli ve hafif tepkiler uyum sürecinin doğal parçasıyken, uzun süre devam eden ve şiddetli şekilde ortaya çıkan davranışlar okul fobisi yönünden dikkatle değerlendirilmelidir. Bu noktada ebeveynin sabırlı, kararlı ve tutarlı olması önemlidir; fakat belirtiler yoğun seyrediyorsa profesyonel bir uzmandan destek almak hem çocuk hem de aile için süreci kolaylaştırıcı olacaktır.</span></p>
<p><em>Psikolog Feyza Yaren Şahiner </em></p>
<p><em>Çocuk, Ergen, Yetişkin Bireysel Danışmanlık</em></p>
<p><em>Doç. Dr. Çağatay Uğur Muayenehanesi – Ankara</em></p>
<div class="post_meta post_meta_single">
<div class="single-meta"></div>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://cagatayugur.com.tr/okul-fobisi-mi-yoksa-uyum-sureci-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2082</post-id>	</item>
		<item>
		<title>DEHB Rehberi: Aileler İçin Yol Haritası” Tedaviden Akademik Başarıya</title>
		<link>https://cagatayugur.com.tr/aileler-icin-dehb-rehberi-tedaviden-akademik-basariya/</link>
					<comments>https://cagatayugur.com.tr/aileler-icin-dehb-rehberi-tedaviden-akademik-basariya/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Çağatay Uğur]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 Aug 2025 07:46:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi]]></category>
		<category><![CDATA[Dikkat Dağınıklığı (DEHB)]]></category>
		<category><![CDATA[Tedavi ve Terapiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://cagatayugur.com.tr/?p=2007</guid>

					<description><![CDATA[Aileler İçin DEHB Rehberi: Tedaviden Akademik Başarıya &#160; Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu olan çocuklar, aşağıdaki belirtileri ve durumları akranlarına göre daha sık ve yoğun yaşayabilirler: • Çalışmasına rağmen derslerde başarısızlık. • Hareketlilik, sık yaralanma, sık kaza. • Ödevlerini hep son ana bırakma, programlara uyamama.&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h4>Aileler İçin DEHB Rehberi: Tedaviden Akademik Başarıya</h4>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu olan çocuklar, aşağıdaki belirtileri ve durumları akranların</strong><strong>a </strong><strong>göre daha sık ve yoğun yaşayabilirler:</strong><br />
• Çalışmasına rağmen derslerde başarısızlık.<br />
• Hareketlilik, sık yaralanma, sık kaza.<br />
• Ödevlerini hep son ana bırakma, programlara uyamama.<br />
• Anne babaya ani ve gereğinden fazla tepki verme, öfke.<br />
• Akran ilişkilerinde zorlanma ve okula uyum problemleri.<br />
• Sınavları zamanında yetiştirememe.<br />
• Bağımlı davranışlara eğilim (internet, oyun, sosyal medya vb.)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>DEHB’si Olan Çocuğumla Nasıl İletişim Kurmalıyım?</strong><br />
1. Sabırlı olun: DEHB’li insanların dikkat ve odaklanma becerileri sınırlı olabilir. Bu nedenle,<br />
onlara verdiğiniz talimatları anlamaları biraz daha uzun sürebilir. Sabırlı olun ve talimatları<br />
açıklayıcı bir şekilde verin.<br />
2. Açık iletişim kurun: DEHB’li insanlar, uzun cümleleri anlamakta zorlanabilir. Art arda birkaç<br />
görev verildiğinde bunları uygulamakta zorlanır. Açık ve net bir şekilde konuşun, olabildiğince<br />
öz ve direkt.<br />
3. Konuşmak için doğru zamanı seçin: DEHB’li insanların dikkat dağıtıcı faktörlerle başa<br />
çıkmaları zordur. Dikkatlerini dağıtan faktörler varken size anlamaları zorlaşır. Örneğin onunla<br />
okula yetişmeye çalıştığı esnada konuşmaya çalışırsanız, cevap almama ihtimaliniz yüksektir.<br />
Bunun yerine o akşam yemeğini yerken yanına gidebilirsiniz.<br />
4. Sınırları netleştirin: DEHB’li insanlar sınırları anlamada zorluk yaşayabilirler. Net sınırlar<br />
koymak, onların neyin doğru olduğunu anlamalarına yardımcı olabilir. Örneğin ‘akşam saat<br />
8’de evde olmuş ol’ komutu, ‘akşam çok geç kalma’ demekten daha iyi olacaktır.<br />
5. Pozitif takviye sağlayın: DEHB’li insanların kendilerine güveni az olabilir. Başarılarına yönelik<br />
pozitif geri bildirimler ve takdir edici sözler, kendilerine olan güvenlerini artırır. Ayrıca DEHB’li<br />
insanlar bu şekilde motive edildiklerinde, DEHB’si olmayanlara kıyasla çok daha yüksek<br />
performans artışı gösterir.</p>
<p><strong>DEHB Nasıl Tedavi Edilir?</strong><br />
Günümüzde maalesef DEHB’yi tamamen ‘geçiren’ herhangi bir yöntem yok. Ancak bu tanının<br />
olumsuz etkisini azaltmak için yönetmek mümkün. Bunun içinse farklı yöntemlerin bir arada<br />
kullanılması en iyi sonucu veriyor:<br />
1. İlaçlar: Bazı stimulan ilaçlar, beyindeki dopamin ve norepinefrin seviyelerini artırarak DEHB<br />
semptomlarını azaltır. Örnek olarak metilfenidat (Ritalin) ve deksamfetamin (Adderall)<br />
verilebilir. Ayrıca stimülan ilaçlara cevap vermeyen veya yan etkileri olan kişiler, non-stimulan<br />
ilaç grubundan faydalanabilir. Örnek olarak atomoksetin (Strattera) ve guanfasin (Intuniv)<br />
verilebilir.<br />
2. Davranış terapileri: Bu terapiler, DEHB semptomlarını kontrol etmek ve öğrenme becerilerini<br />
geliştirmek için kullanılır. Örnek olarak bilişsel davranışçı terapi, ebeveyn danışmanlığı ve<br />
okulda destek hizmetleri verilebilir.<br />
3. Diyet: Bazı çalışmalar, omega-3 yağ asitleri ve krill yağı ile magnezyum gibi besin<br />
takviyelerinin DEHB semptomlarını azaltabileceğini öne sürmektedir. Ayrıca, yüksek şeker ve<br />
işlenmiş gıdaları azaltmak gibi diyet değişiklikleri de semptomları azaltır.<br />
4. Egzersiz: Düzenli egzersiz, DEHB semptomlarını azaltmakta oldukça etkilidir. Egzersiz,<br />
beyindeki dopamin ve norepinefrin seviyelerini artırarak DEHB semptomlarını kontrol altına almaya yardımcı olur.</p>
<p><strong>Akademik Performans</strong><br />
DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu) olan öğrenciler, özellikle dikkat ve konsantrasyon<br />
sorunlarıyla başa çıkmakta zorlanabilirler. Aşağıdaki öneriler, DEHB’li öğrencilerin öğrenme sürecinde<br />
başarılı olmalarına yardımcıdır.<br />
1. Rutin oluşturun: DEHB’li öğrencilerin, öğrenme ve çalışma saatlerinde rutin oluşturmaları ve<br />
her gün aynı saatte çalışmaları, konsantrasyonlarını artırır. Ayrıca DEHB’li çocuklar çoğunlukla<br />
sabahları çok daha iyi odaklanır. Saatler ilerledikçe ise bu kabiliyet yavaş yavaş azalır. Çocuğun<br />
daha zorlandığı derslere sabah erken bir vakitte çalışması, akşam ise bu kadar bilişsel güç<br />
istemeyen görevleri yerine getirmesi; rutin planı hazırlarken akıllıca olabilir.<br />
2. Kısa öğrenme aralıkları planlayın: Kısa öğrenme aralıkları, dikkat eksikliği yaşayan<br />
öğrencilerin dikkatlerini sürdürmelerine yardımcı olur. Öğrencilerin belirli bir süre boyunca<br />
çalıştıktan sonra kısa bir mola vermeleri, yenilenmelerine ve dikkatlerini tekrar toplamalarına<br />
yardımcıdır. Bu molalarda ekran kullanmamak iyi olacaktır. Bunun yerine kısa bir dolaşma, biri<br />
ile sohbet etme yahut bir çay alıp içme gibi aktivideler daha uygundur.<br />
3. Görevleri küçük parçalara ayırın: Büyük görevler, DEHB’li öğrencilerin konsantrasyonlarını<br />
kaybetmelerine neden olur. Görevleri küçük parçalara ayırmak, öğrencilerin görevleri<br />
tamamlamalarına ve başarılı hissetmelerine yardımcı olur.<br />
4. Dikkat dağıtıcıları azaltın: Öğrencilerin çalışma ortamında dikkat dağıtıcı faktörleri azaltmak,<br />
öğrencilerin dikkatlerini odaklamaları için önemlidir. Öğrencilerin özellikle de ders çalışmaları<br />
gereken sürede telefonlarından, televizyondan ve sosyal medyadan uzak durmaları önerilir.<br />
5. Düzenli ve yapılandırılmış bir ortam sağlayın: DEHB’li bir çocuk, düzenli ve yapılandırılmış bir<br />
ortamda daha iyi performans gösterir. Etrafın toplu olması, masanın üzerinde yalnızca gerekli<br />
şeylerin bulunması önemlidir.</p>
<p><strong>Görev Bilinci</strong><br />
DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu) aslında bir öz düzenleme güçlüğüdür. Yani DEHB’li<br />
bireyler duygularını düzenlemede, dikkatlerini kontrol etmede, günlerini organize etmede ve genel<br />
bir düzeni sürdürmede zorluk yaşar. Bunun bir sonucu olarak da dışarıdan unutkan, umursamaz,<br />
dağınık ve sorumsuz görünebilirler. Ancak organizasyondaki bu eksiklik onların böyle olmayı tercih<br />
etmelerinden değil, tersini yapamamalarından kaynaklıdır. Bu konuda onlara yardımcı olmak için bazı<br />
şeyler yapabilirsiniz:<br />
1. Çocuğunuzun zamanını planlayın, görevlerini ve sorumluluklarını açıklayın ve ona bir<br />
rutin sağlayın.Rutinler, DEHB’nin düzenlenmesi için oldukça yardımcıdır.<br />
İşte örnek bir rutin:<br />
Her sabah 8’de uyanıp kahvaltı etmek, hafta sonu ise kahvaltıdan sonra bir çay içip<br />
önce A ve sonra B dersine çalışmak, ardından çöpleri çıkarmak ve sonrasında serbest<br />
zaman geçirmek.<br />
Böyle bir rutin, kişiyi sürekli ne yapacağına karar vermekten kurtarır. Sabit görevler<br />
(örneğin öğle yemeğinden sonra çöpleri çıkarmak yahut her akşam çiçekleri sulamak)<br />
geri kalan hayatı programlamaya yardımcı birer demirbaş olur. Bu düzen kişiyi<br />
sakinleştirir ve elbette ki üretkenliği oldukça artırır.<br />
2. Görevlere odaklanma yardımcı olacak ortamlar yaratın. Bu ortam, salonda çalışmaya<br />
adanmış bir köşe olabilir. Burada çalışan başka kişilerin olması da işi kolaylaştıracaktır.<br />
Sakin bir müzik, yahut tekrarlayan hareketlerin çalışmaya eşlik etmesi faydalı olabilir.<br />
Bu alanda çeldiricilerin olmaması önemlidir, örneğin telefonlar dışarıda bırakılmalıdır.<br />
Yahut beyaz ışık göz alıcı olduğundan, sari ışık tercih edilebilir.</p>
<p>Daha detaylı bilgi için başvurabileceğiniz bir kitap:<br />
Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) Anne Baba- Öğretmen Elkitabı (Dr. Özlem Sürücü)</p>
<p><em>Uzman Klinik Psikolog Zeynep Peker </em></p>
<p><em>Çocuk, ergen, yetişkin psikoterapi</em></p>
<p><em>Doç. Dr. Çağatay Uğur Muayenehanesi – Ankara</em></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://cagatayugur.com.tr/aileler-icin-dehb-rehberi-tedaviden-akademik-basariya/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2007</post-id>	</item>
		<item>
		<title>EKRAN SÜRESİ ÇOCUKLARIN BEYİN GELİŞİMİNİ NASIL ETKİLİYOR?</title>
		<link>https://cagatayugur.com.tr/ekran-suresi-cocuklarin-beyin-gelisimini-nasil-etkiliyor-2/</link>
					<comments>https://cagatayugur.com.tr/ekran-suresi-cocuklarin-beyin-gelisimini-nasil-etkiliyor-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Çağatay Uğur]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 Aug 2025 07:12:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilişsel (Kognitif) Bozukluklar]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi]]></category>
		<category><![CDATA[Dikkat Dağınıklığı (DEHB)]]></category>
		<category><![CDATA[Tedavi ve Terapiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://cagatayugur.com.tr/?p=2020</guid>

					<description><![CDATA[EKRAN SÜRESİ ÇOCUKLARIN BEYİN GELİŞİMİNİ NASIL ETKİLİYOR? Günümüzde tablet, telefon ve televizyon, çocukların günlük yaşamının önemli bir parçası haline geldi. Ebeveynler olarak çoğu zaman ekranın sunduğu kolaylık ile gelişim üzerindeki etkileri arasında denge kurmaya çalışıyoruz. Ancak son yıllarda yapılan araştırmalar, özellikle erken yaşta uzun süreli&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h4><strong>EKRAN SÜRESİ ÇOCUKLARIN BEYİN GELİŞİMİNİ NASIL ETKİLİYOR?</strong></h4>
<h3></h3>
<p>Günümüzde tablet, telefon ve televizyon, çocukların günlük yaşamının önemli bir parçası haline geldi. Ebeveynler olarak çoğu zaman ekranın sunduğu kolaylık ile gelişim üzerindeki etkileri arasında denge kurmaya çalışıyoruz. Ancak son yıllarda yapılan araştırmalar, özellikle erken yaşta uzun süreli ekran maruziyetinin, çocukların beyin gelişimi, dil becerileri, dikkat süresi ve sosyal ilişkileri üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceğini gösteriyor.<br />
Bu yazıda, bilimsel veriler ışığında ekran süresinin çocuk gelişimine etkilerini, yaşa göre ideal süreleri ve ailelerin uygulayabileceği pratik çözümleri ele alacağız.</p>
<p><strong>Erken Yaşta Ekran Kullanımı ve Dil Gelişimi</strong><br />
Beyin gelişiminin en hızlı olduğu 0–3 yaş arası, aynı zamanda dil gelişiminin temellerinin atıldığı dönemdir. Bu süreçte çocuklar, en çok yüz yüze iletişimden ve aktif etkileşimden öğrenir. 16–36 aylık çocuklar üzerinde yapılan bir araştırma, ekran karşısında geçirilen sürenin artmasının dil gelişiminde yavaşlamaya neden olabileceğini ortaya koyuyor.<br />
Ekran, tek yönlü bir iletişim sunduğundan, çocukların kelime hazinesi ve ifade becerileri yüz yüze etkileşim kadar hızlı gelişmez. Bu nedenle, erken çocukluk döneminde ekran yerine göz teması kurabileceğiniz, birlikte oyun oynayabileceğiniz ve konuşarak etkileşim sağlayabileceğiniz ortamlar oluşturmak, dil gelişimi açısından çok daha güçlü bir yatırım olacaktır.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Ekran Süresi ve Dikkat / Davranış Sorunları</strong><br />
Çocukların günde üç saatten fazla ekran karşısında vakit geçirmesi, dikkat sürelerinin kısalmasına ve sosyal kaygılarının artmasına yol açabilir. Ekranlardan gelen hızlı sahne değişimleri ve parlak, yoğun görseller, çocukların beyinlerinin sürekli uyarılmasına neden olur. Bu durum, onların sabır gerektiren, daha sakin aktivitelerde odaklanma becerilerini zayıflatabilir.</p>
<p>Ayrıca, aşırı ekran kullanımı çocuklarda sinirlilik, öfke kontrolü sorunları ve sosyal ortamlarda çekingenlik gibi davranış sorunlarına da sebep olabilir. Bu tür etkiler, zamanla akademik başarılarını ve arkadaşlık ilişkilerini olumsuz etkileyebilir. Bu yüzden, çocukların ekran sürelerini sınırlandırmak, sadece dikkatlerini korumalarına değil, duygusal ve sosyal gelişimlerine de destek olur.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-1974 alignright" src="https://cagatayugur.com.tr/wp-content/uploads/2025/08/close-up-child-watching-movies-with-parents-300x200.jpg" alt="" width="443" height="295" srcset="https://cagatayugur.com.tr/wp-content/uploads/2025/08/close-up-child-watching-movies-with-parents-300x200.jpg 300w, https://cagatayugur.com.tr/wp-content/uploads/2025/08/close-up-child-watching-movies-with-parents-1024x683.jpg 1024w, https://cagatayugur.com.tr/wp-content/uploads/2025/08/close-up-child-watching-movies-with-parents-768x512.jpg 768w, https://cagatayugur.com.tr/wp-content/uploads/2025/08/close-up-child-watching-movies-with-parents-1536x1024.jpg 1536w, https://cagatayugur.com.tr/wp-content/uploads/2025/08/close-up-child-watching-movies-with-parents-2048x1365.jpg 2048w, https://cagatayugur.com.tr/wp-content/uploads/2025/08/close-up-child-watching-movies-with-parents-370x247.jpg 370w, https://cagatayugur.com.tr/wp-content/uploads/2025/08/close-up-child-watching-movies-with-parents-770x513.jpg 770w" sizes="(max-width: 443px) 100vw, 443px" /></p>
<p><strong>Aileler İçin Pratik Öneriler</strong></p>
<ul>
<li><strong>Birlikte izleyin:</strong> Çocuğunuzla ekran karşısında geçirdiğiniz zamanı sadece pasif bir izleme olarak düşünmeyin. Onun gördükleri hakkında sohbet edin, sorular sorun, izledikleri karakterler ya da olaylar üzerine konuşarak iletişimi güçlendirin. Bu, hem dil gelişimini destekler hem de ekranı daha faydalı hale getirir.</li>
<li><strong>Alternatif aktiviteler sunun:</strong> Ekran süresi kadar, ekran dışındaki aktiviteler de çok önemli. Oyun oynamak, resim yapmak, spor yapmak ya da birlikte kitap okumak gibi seçenekler, çocuğunuzun hayal gücünü geliştirirken enerjisini de sağlıklı şekilde atmasına yardımcı olur. Böylece ekran kullanımı daha dengeli bir hale gelir.</li>
<li><strong>Model olun:</strong> Çocuklar en iyi örnek aldıkları kişilerin davranışlarını taklit eder. Siz ekran kullanımınızı sınırlar ve kendiniz de ekran saatlerinizi azaltırsanız, çocuklarınız da bunu doğal karşılayacak ve daha kolay uyum sağlayacaktır.</li>
<li><strong>Teknoloji saatleri belirleyin:</strong> Günün belli saatlerini “ekransız zaman” olarak belirlemek, hem çocuğunuzun hem de sizin teknoloji kullanımınızı kontrol altına almanıza yardımcı</li>
</ul>
<p>olur. Akşam yemekleri, oyun saatleri veya uyku öncesi bu zamanlar için güzel seçenekler olabilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ekranlar hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline geldi. Ancak çocuklarımızın sağlıklı gelişimi için sadece ekran süresini değil, aynı zamanda izledikleri içeriklerin kalitesini de göz önünde bulundurmak gerekiyor. Özellikle erken çocukluk döneminde, yüz yüze iletişim, oyun ve açık havada geçirilen zaman, çocukların öğrenmesi ve gelişimi için ekran karşısında geçirilen süreden çok daha değerli.</p>
<p>Teknolojiyi hayatımızdan tamamen çıkarmak mümkün değil ve buna gerek de yok. Önemli olan, çocuklarımızın ekranla olan ilişkisini bilinçli ve dengeli şekilde yönetmek. Doğru içerik seçimi, süre sınırlaması ve rehberlik ile teknolojiyi onların gelişimini destekleyen bir araç haline getirebiliriz.</p>
<p>Ebeveynlik yolculuğunuzda çocuk gelişimi ve teknoloji kullanımı hakkında daha fazla bilgi almak isterseniz, sitemizdeki diğer makaleleri inceleyebilir veya uzmanlarımızla iletişime geçebilirsiniz. Unutmayın, doğru bilgiler ve bilinçli yaklaşımlar, çocuklarınızın sağlıklı ve mutlu bireyler olarak yetişmesine büyük katkı sağlar.</p>
<p><em>Psikolog Feyza Yaren Şahiner </em></p>
<p><em>Çocuk, ergen, yetişkin psikoterapi</em></p>
<p><em>Doç. Dr. Çağatay Uğur Muayenehanesi – Ankara</em></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://cagatayugur.com.tr/ekran-suresi-cocuklarin-beyin-gelisimini-nasil-etkiliyor-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2020</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Uygulama ve İşleyişte Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT)</title>
		<link>https://cagatayugur.com.tr/uygulama-ve-isleyiste-bilissel-davranisci-terapi-bdt/</link>
					<comments>https://cagatayugur.com.tr/uygulama-ve-isleyiste-bilissel-davranisci-terapi-bdt/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Çağatay Uğur]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 21 May 2022 12:43:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi]]></category>
		<category><![CDATA[Tedavi ve Terapiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://cagatayugur.com.tr/?p=1879</guid>

					<description><![CDATA[Aaron Beck tarafından 1960’ların başında bilişsel terapi olarak başlayan bu yaklaşım zamanla alanda çalışanların büyük bir kısmı tarafından bilişsel davranışçı terapi ile aynı anlamda kullanılmaya başlamıştır. BDT’nin altta yatan teorisi bilişsel model olarak adlandırılır. Temel olarak bilişsel model, danışanların duygu durumunu ve kavrayışını etkileyen işlevsiz düşüncelerin tüm psikolojik bozukluklarda yaygın olduğunu&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #000000;">Aaron Beck tarafından 1960’ların başında <em>bilişsel terapi</em> olarak başlayan bu yaklaşım zamanla alanda çalışanların büyük bir kısmı tarafından <em>bilişsel davranışçı terapi</em> ile aynı anlamda kullanılmaya başlamıştır. BDT’nin altta yatan teorisi <strong>bilişsel model</strong> olarak adlandırılır. Temel olarak bilişsel model, danışanların duygu durumunu ve kavrayışını etkileyen işlevsiz düşüncelerin tüm psikolojik bozukluklarda yaygın olduğunu savunur. İnsanlar düşüncelerini daha gerçekçi ve daha uyarlayıcı bir yolla değerlendirmeyi öğrendiklerinde, duygu durumlarında ve davranışlarında iyileşme yaşanmaktadır. Basitçe anlatırsak bilişsel model üç faktörden oluşur: <strong><em>(bir duruma yönelik)</em> <em>otomatik düşünce</em></strong><em>, <strong>duygu</strong></em> ve <strong><em>davranış.</em></strong><em> </em></span></p>
<h2><span style="color: #000000;"><strong>Bilişsel Süreçlerin İşleyişine Dair Örnek Modeller</strong></span></h2>
<p><span style="color: #000000;">Örneğin “Arkadaşlarla takılmayı düşünme” durumunu ele alalım</span></p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td width="624"><span style="color: #000000;"><strong>otomatik düşünce:</strong> “onlar benimle çıkmak istemeyecekler”</span></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><span style="color: #000000;">                                                                                                   ↓</span></p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td width="624"><span style="color: #000000;"><strong>duygu: </strong>“üzüntü”</span></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><span style="color: #000000;">                                                                                                   ↓</span></p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td width="624"><span style="color: #000000;"><strong>davranış: </strong>“odasında kalır”</span></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #000000;">Başka bir örnek olarak oldukça depresif hissetme ve bazı görevleri yapamama durumu deneyimleyen birini ele alalım </span></p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td width="624"><span style="color: #000000;"><strong>otomatik düşünce:</strong> “şu an hiçbir şey yapamam”</span></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><span style="color: #000000;">                                                                                                ↓</span></p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td width="624"><span style="color: #000000;"><strong>duygu: </strong>“üzüntü”</span></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><span style="color: #000000;">                                                                                                ↓</span></p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td width="624"><span style="color: #000000;"><strong>davranış: </strong>“yatağın köşesine kıvrılma”</span></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><span style="color: #000000;">Eğer kişi bu düşüncenin geçerliliğini inceleseydi “aşırı genelleme” düşünce hatasını yaptığını görerek gerçekte birçok şeyi iyi yaptığını fark edebilirdi.</span></p>
<h2><span style="color: #000000;"><strong>Olumsuz Otomatik Düşünceler ve İşleyiş Mekanizması</strong></span></h2>
<p><span style="color: #000000;">Otomatik düşünceler o kadar hızlı ve “otomatik” gerçekleşir ki çoğu zaman bu düşüncenin farkında bile olmayabiliriz ve düşünceler yerine ilk olarak duygu ortaya çıkar. Oldukça endişeli hissedersiniz ama neden kaygılandığınızı fark edemeyebilirsiniz. Çoğunlukla bu kaygı duygusunun altında yatan bir otomatik düşünce vardır ve düşünce sizi duyguya, yani kaygılanmaya, duygu da sizi işlevsel olmayan davranışlara yönlendirir. Örneğin bir iş görüşmesi öncesinde terleme, titreme, kızarma, göğsünüzde daralma yaşayabilir; bu semptomlar sizi çok rahatsız ettiği için o iş görüşmesinden kaçınabilirsiniz. Yukarıdaki bilişsel modele göre incelendiğinde duygunuz büyük ihtimalle kaygıdır. Kaygıyı biraz irdelediğimizde altta yatan otomatik düşünceler ortaya çıkacaktır. Örneğin “Asla başaramayacağım” veya “Görüşme sırasında panikleyip her şeyi berbat edeceğim”. Bu otomatik düşünceler ve sizde oluşturduğu olumsuz duygular da sizi işlevsel olmayan davranış tepkilerine götürecektir: İş görüşmesine gitmeme.</span></p>
<h2><span style="color: #000000;"><strong>Otomatik Düşüncülerin Düzenlenmesinde Bilişsel Davranışçı Terapi</strong></span></h2>
<p><span style="color: #000000;">Bilişsel Davranışçı Terapide en temel olarak ele aldığımız konu bu otomatik düşünceler ve bunların danışanların hayatlarındaki işlevselliğe olan müdahaleleridir. Zamanla danışanlar kendi otomatik düşüncelerini tanımayı, fark etmeyi öğrenmeye; dahası bunların doğruluğunu değerlendirmeye başlarlar. Sonrasında da doğal bir süreç şeklinde bu otomatik düşüncelerin sebep olduğu olumsuz duyguların şiddeti azalır ve bu duygu+düşünce kombinasyonunun kişiyi yönelttiği işlevsel olmayan, kişinin rahatsızlık duyduğu, değiştirmek isteyip bu zamana kadar yapamadığı davranışları yerini daha işlevsel ve yapılması eskisi kadar zor gelmeyen davranışlara bırakır. </span></p>
<p style="text-align: right;"><span style="color: #000000;"><strong>(Psikolog Feyza Ağzıtemiz)</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>İletişim Bilgileri:</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="https://cagatayugur.com.tr/cocuklarda-kaygi-bozuklugu-tedavisi/"><strong>Kaygı (Anksiyete) Bozuklukları</strong></a> Dahil Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi İle İlgili Her Türlü Soru İçin Bize Ulaşın:</span></p>
<p><a href="https://cagatayugur.com.tr/iletisim/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">cagatayugur.com.tr/iletisim</a></p>
<p><strong><span style="color: #000000;">Tel:</span></strong><span style="color: #000000;"> <span class="w8qArf"> </span><span class="LrzXr zdqRlf kno-fv">(0312) 284 00 21</span></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Adres:</strong></span></p>
<p class="trx_addons_no_margin"><span style="color: #000000;">Platin Tower İş Merkezi, (Medicana Hast.Yanı), Kat:18, No: 69, Çankaya/Ankara</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Bizi Sosyal Medyadan Takip Edin:</strong></span></p>
<p><a href="https://www.instagram.com/pskytrcagatayugur" target="_blank" rel="noopener noreferrer">https://www.instagram.com/pskytrcagatayugur</a></p>
<p><a href="https://www.facebook.com/drcagatayugur" target="_blank" rel="noopener noreferrer">https://www.facebook.com/drcagatayugur</a></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://cagatayugur.com.tr/uygulama-ve-isleyiste-bilissel-davranisci-terapi-bdt/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1879</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Çocuk ve Ergenlerde Online Terapiler</title>
		<link>https://cagatayugur.com.tr/online-terapi-ankara/</link>
					<comments>https://cagatayugur.com.tr/online-terapi-ankara/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Çağatay Uğur]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 30 Mar 2022 11:40:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi]]></category>
		<category><![CDATA[Tedavi ve Terapiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://cagatayugur.com.tr/?p=1870</guid>

					<description><![CDATA[Online Terapi Nedir? Online terapi çoğunlukla video konferans yolu ile ekran karşısında uzman ile görüşülen bir terapi türüdür. Online terapi, online psikolog, sanal terapi, e terapi, teleterapi gibi birçok ismi olan bu terapi türü terapistin ofisinde olduğu gibi yüz yüze iletişimi ve jestler ve mimikler&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2><span style="color: #000000;">Online Terapi Nedir?</span></h2>
<p><span style="color: #000000;">Online terapi çoğunlukla video konferans yolu ile ekran karşısında uzman ile görüşülen bir terapi türüdür. Online terapi, online psikolog, sanal terapi, e terapi, teleterapi gibi birçok ismi olan bu terapi türü terapistin ofisinde olduğu gibi yüz yüze iletişimi ve jestler ve mimikler görebilmeyi sağlar. Böylece terapi sürecinde çok önemli olan terapötik ve iyileştirici ilişki kurulmuş olur. Bu yüzden online terapiler geleneksel terapiler ile aynı işleve ve iyileştirici etkiye sahiptir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Teknolojik gelişmelerdeki ve internet kullanımındaki hızlı artış ruh sağlığı alanında da online terapi ve klinik görüşmelerin yaygınlaşmasına olanak sağlamıştır. Covid-19 pandemi döneminde önemi daha da artan online terapi hizmetleri birçok kişi tarafından tercih edilmektedir.</span></p>
<h2><span style="color: #000000;">Online Terapist Kimdir?</span></h2>
<p><span style="color: #000000;">&#8220;Gerçek dünyadaki&#8221; terapistler ve danışmanlar farklı eğitim ve belgelere sahip olabileceği gibi, çevrimiçi terapistler de eğitim ve yetkinlikler açısından önemli ölçüde farklılık gösterebilir. Dolayısıyla destek almak istenilen konu ile ilgili bir profesyonele ulaşmak için bilgi toplamak gerekmektedir. Örneğin, bir çocuk bilişsel becerileri ve okul başarısı ile ilgili bir sorun yaşıyorsa öncelikle çocuk ve ergen psikiyatrisi uzmanının değerlendirme yapması gerekir. Bu bağlamda, online terapist başvuru nedeni doğrultusunda bir psikiyatri uzmanı, bir psikoterapist veya bir psikolog olabilir.</span></p>
<h2><span style="color: #000000;">İdeal Bir Online Terapist Nasıl Olmalı?</span></h2>
<p><span style="color: #000000;">Amerikan Psikoloji Derneğine göre bir online terapist aşağıdaki özelliklere sahip olmalıdır:</span></p>
<ul>
<li><span style="color: #000000;">Yeterli teknoloji bilgisine sahip olmalıdır. Çevrimiçi psikoterapi sağlamak için gerekli araçların nasıl kullanılacağını bilmek ve hasta bilgilerinin gizli ve güvenli kalmasını sağlamak önemlidir.</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Kendi eğitim ve bilgisi çerçevesinde çalışmalıdır. Terapistler yalnızca yetkin oldukları ve eğitildikleri hizmetleri sunmalıdır. Bu nedenle, terapistin tedavi etmeye hazır olmadığı bir sorun varsa, hastayı başka bir terapiste yönlendirmeleri gerekir.</span></li>
</ul>
<h2><span style="color: #000000;">Online Terapinin Avantajları</span></h2>
<ul>
<li><span style="color: #000000;">Terapist gitmenin önünde birçok engel olabilir. Örneğin, uzak bir bölgede yaşamak veya ulaşım imkanlarının kısıtlı olması. Teknoloji sayesinde ulaşım sorunlarınızdan bağımsız olarak terapiden yararlanabilirsiniz. Ayrıca bir çevrimiçi terapi seansına &#8220;seyahat etmenin&#8221; hiçbir maliyeti yoktur.</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Çevrimiçi terapi, gerçek mekanla ilişkili masrafların çoğunu ortadan kaldırır ve bu da terapistlerin daha uygun fiyatlı tedavi seçenekleri sunmasına olanak tanır.</span></li>
<li><span style="color: #000000;">E-terapi, hayatınızın akışına uygun seanslar planlamanızı mümkün kılar. Böylece çalışma programınız ve aile yaşantınıza göre terapistinizle iletişime geçebilirsiniz.</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Bir terapistin ofisine gittiğinizde iş arkadaşınızla karşılaşabilirsiniz ama online terapi ile tam bir gizlilik yaşayabilirsiniz. İsterseniz seanslarınızı evde yalnız olduğunuz zamanlar için planlayabilirsiniz.</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Sosyal fobi, agorafobi, çekingenlik gibi durumlarda çevrimiçi terapiler sizin için daha az kaygılı olabilir.</span></li>
<li><span style="color: #000000;">Yurtdışında olma veya yabancı dil sorunu durumlarında da online terapiler vazgeçilmez bir alternatif olabilir.</span></li>
</ul>
<h2><span style="color: #000000;">Online Terapiler Ne Kadar Etkili/Faydalı?</span></h2>
<p><span style="color: #000000;">Yapılan araştırmalar, e-terapinin geleneksel yüz yüze terapi kadar etkili olduğunu gösteriyor. Bir çalışmada, araştırmacılar klinik bakımla birleştirildiğinde, çevrimiçi bilişsel davranışçı terapinin (BDT) depresyon, anksiyete ve duygusal sıkıntıları etkili bir şekilde tedavi ettiğini buldu.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bazı araştırmalara göre ise, e-danışmanlık yüz yüze terapiden bile daha etkili olabilir. On yedi çalışmanın gözden geçirilip derlendiği bir çalışmada, çevrimiçi Bilişsel Davranışçı Terapi’nin (BDT&#8217;nin) depresyon semptomlarının şiddetini azaltmada yüz yüze BDT&#8217;den daha etkili olduğunu bulundu.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Çevrimiçi ruh sağlığı tedavilerini kullanan birçok hasta online görüşmeleri faydalı bulmuş ve desteklemiştir. Örneğin, World Journal of Psychiatry (Dünya Psikiyatri Dergisi) dergisinde yayınlanan çalışmalar bir incelendiğinde, video konferans yoluyla ruh sağlığı tedavisi gören hastalar &#8220;yüksek düzeyde memnuniyet&#8221; bildirmiştir.</span></p>
<h2><span style="color: #000000;">Online Terapiye Ne Zaman Başvurulmalı?</span></h2>
<p><span style="color: #000000;">Psikoterapide, psikologlar bilimsel geçerliliğe sahip yöntemlerle insanlara daha sağlıklı daha üretken bir yaşama için profesyonel bir destek sunarlar. Kendinizi eskisi kadar iyi hissetmez ve bu ruh halini değişmek için gösterdiğiniz çabalar işe yaramaz ise bir uzmana danışmanın vakti gelmiş olabilir. Ayrıca aile ve arkadaşlarınızdan aldığınız sosyal destek de size iyi gelmezse mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır. Psikoterapiye başvurmaya karar verdiyseniz, online terapinin avantajlarını da gözden geçirmeniz faydalı olacaktır. Online terapinin artıları sizin için de vazgeçilmez olabilir ve online terapi ile daha sağılıklı bir yaşama kavuşabilirsiniz.</span></p>
<h2><span style="color: #000000;">Pandemi Döneminden Sonra Online Terapilerin Geleceği</span></h2>
<p><span style="color: #000000;">Afet ve salgın dönemlerinde verilecek psikolojik desteğin önemi oldukça büyüktür ve  Covid-19 pandemisinde toplumun çoğunda psikolojik destek bir ihtiyaç haline geldi. Uzun süre evde kalma sosyal ilişkilerden mahrum olma, hastalık kaygısı ve ölüm korkusu, bazıları için ise yakınların hastalanması veya kaybı gibi birçok faktör ruh sağlığımızı tehdit etti. Bunun sonucunda ise online terapiye olan ihtiyaç daha da arttı. Evden çıkmadan ekran karşısında terapi fırsatı hayatımızda vazgeçilmez bir yer aldı.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Örneğin, Kovid-19&#8217;la yakın temasta bulunan sağlık çalışanlarına, salgından etkilenen kişilere doğrudan hizmet veren sağlık çalışanları, emniyet, belediye, itfaiye ve kriz yönetiminde görev alanlara gönüllü terapistler online terapi desteği sundu. Bu dönemde özellikler evlerine gitme şansı bile bulamayan ve çok yoğun çalışan sağlık çalışanları için online terapi kurtarıcı bir rol oynamıştır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Pandemi sürecinde önemi daha da artan ve gittikçe yaygınlaşan online terapi seçeneklerinin geleceği parlak görünüyor ve psikoterapilerin çok daha fazla insana ulaşmasını sağlıyor.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Sonuç olarak online terapilerde bilgisayar, tablet ya da telefon ile muayene ve seansları gerçekleştirebilir, EMDR de dahil tüm terapileri online olarak sürdürebilirsiniz. Ayrıca psikiyatrik muayene sonrası e-reçete sistemi ile ilaç yazabilmek de mümkündür.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Online Terapilerde normal muayenelerimizde olduğu gibi telefon ile randevu oluşturarak ve verilen randevu saatinde size gönderilen linke tıklayarak online olarak görüşmenizi yapabilirsiniz. Eğer görüşmeniz psikiyatrik temelli bir görüşme ise bu görüşme sonrası yazılan reçete tarafınıza mesaj ile gönderilecektir. Ruh sağlığınızın yaşamınızın önemli bir parçasıdır ve bu işin uzmanları olarak bizler profesyonel destek için online veya yüz yüze seçeneklerimizle daima yanınızdayız.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>İletişim Bilgileri:</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><b>Nöropsikolojik Testler </b>Dahil Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi İle İlgili Her Türlü Soru İçin Bize Ulaşın:</span></p>
<p><a href="https://cagatayugur.com.tr/iletisim/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">cagatayugur.com.tr/iletisim</a></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Tel:</strong> <span class="w8qArf"> </span><span class="LrzXr zdqRlf kno-fv">(0312) 284 00 21</span></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Adres:</strong></span></p>
<p class="trx_addons_no_margin"><span style="color: #000000;">Platin Tower İş Merkezi, (Medicana Hast.Yanı), Kat:18, No: 69, Çankaya/Ankara</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Bizi Sosyal Medyadan Takip Edin:</strong></span></p>
<p><a href="https://www.instagram.com/pskytrcagatayugur" target="_blank" rel="noopener noreferrer">https://www.instagram.com/pskytrcagatayugur</a></p>
<p><a href="https://www.facebook.com/drcagatayugur" target="_blank" rel="noopener noreferrer">https://www.facebook.com/drcagatayugur</a></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://cagatayugur.com.tr/online-terapi-ankara/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1870</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Oyun Terapisi</title>
		<link>https://cagatayugur.com.tr/oyun-terapisi/</link>
					<comments>https://cagatayugur.com.tr/oyun-terapisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Çağatay Uğur]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Jul 2020 12:57:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi]]></category>
		<category><![CDATA[Tedavi ve Terapiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://cagatayugur.com.tr/?p=1727</guid>

					<description><![CDATA[Oyun ve Oyun Terapisi Nedir Oyun terapisi; Çocuğun terapist ile koşulsuz kabul ortamında, kendisini güvende hissettiği, davranışlarını etkileyen kızgınlık, üzüntü, utanç, kaygı, korku gibi duygularını ifade ortamı bulduğu, sorunlarını oynama ile yeniden yapılandırdığı, baş edemediği zorlukları yeniden canlandırdığı, empati kurup pozitif bir bakış açısı geliştirdiği,&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2><span style="color: #000000;">Oyun ve Oyun Terapisi Nedir</span></h2>
<p><span style="color: #000000;"><img decoding="async" class="alignright wp-image-1401" src="https://cagatayugur.com.tr/wp-content/uploads/2016/12/Oyun-Terapisi.png" alt="Oyun Terapisi" width="502" height="350" srcset="https://cagatayugur.com.tr/wp-content/uploads/2016/12/Oyun-Terapisi.png 1000w, https://cagatayugur.com.tr/wp-content/uploads/2016/12/Oyun-Terapisi-300x209.png 300w, https://cagatayugur.com.tr/wp-content/uploads/2016/12/Oyun-Terapisi-768x535.png 768w, https://cagatayugur.com.tr/wp-content/uploads/2016/12/Oyun-Terapisi-370x258.png 370w, https://cagatayugur.com.tr/wp-content/uploads/2016/12/Oyun-Terapisi-770x537.png 770w" sizes="(max-width: 502px) 100vw, 502px" /></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Oyun terapisi; Çocuğun terapist ile koşulsuz kabul ortamında, kendisini güvende hissettiği, davranışlarını etkileyen kızgınlık, üzüntü, utanç, kaygı, korku gibi duygularını ifade ortamı bulduğu, sorunlarını oynama ile yeniden yapılandırdığı, baş edemediği zorlukları yeniden canlandırdığı, empati kurup pozitif bir bakış açısı geliştirdiği, yer ve süreçtir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Ancak, oyun terapisi konusunu anlayıp uygulayabilmek için öncelikle, oyunun çocuk dünyasında anlamını bilmek gerekir. Oyun çocuğun doğal olarak güdülendiği, kuralları çocuğun koyduğu, belli bir amacı olmayan kendiliğinden gelişen çocuğu mutlu eden, gerçek işi ve en doğal parçasıdır. Pek çok bilim insanı, kuramcılar ve eğitimciler oyunu çocukla birlikte farklı şekillerde tanımlamış, oyunun çocuğun hayatının ayrılmaz bir parçası oluğuna dikkat çekmişlerdir. Çocukluğun diğer adını da ‘’OYUN ÇAĞI’’ olarak ifade etmişlerdir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Sağlıklı her çocuk oyun oynamayı sever ve oyun oynar.  Çocuklara uygun oyun ortamı sağlandığı zaman yaşına uygun oyunlar oynamıyor ve oyunlar kuramıyorsa, çocukta gelişimsel açıdan bir problem olabileceği düşünülüp değerlendirilmesi gerekir. Çocuk oyun kuramıyor veya oynayamıyorsa öncelikli olarak Çocuk ve Ergen psikiyatrisi uzmanının çocuğu muayene etmesi çok önemlidir. Sağlıklı ve mutlu çocuklar oyun oynayabilen çocuklardır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Çocuklar duygularla baş etme çabası içerisinde oyunun terapötik dilini kullanırlar. Oyun çocuğun dili ise, oyun terapisi de çocuklara dönük bir çeşit psikolojik danışmanlıktır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Oyun Terapisi Derneğinin tanımına göre; Oyun terapi ‘’Eğitimli oyun terapistlerinin danışanların psiko-sosyal sorunları engellemelerine ya da çözmelerine ve ideal büyüme ve gelişimi gerçekleştirmelerine yardımcı olmak amacıyla, oyunun terapötik gücünden yararlandıkları kişiler arası bir süreç tesis etmek için kurumsal bir modeli sistemli bir biçimde kullanmasıdır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Oyun terapisi, çocuğun güvenli bir ortamda oyun ve oyuncaklar aracılığı ile duygu, düşünce ve davranışlarının farkındalığı sağlanarak, bilişsel, sosyal, ruhsal, dil ve akademik alandaki gelişiminin gözlemlendiği özel terapi sürecidir de denilebilir.</span></p>
<h2><span style="color: #000000;">Oyun ve Oyun Terapisi Tarihi</span></h2>
<p><span style="color: #000000;">Oyunun tarihini çok eski dönemlerden itibaren hayatı içinde varlığına dünyanın dört bir yanında yapılan arkeolojik kazı çalışmalarında da rastlandığı görülmüştür. Çocuk oyunlarının Yunan ve eski Atina ‘ya kadar uzandığı saptanmıştır. Ayrıca Antik Çin, Peru ve Mısır‘daki kazı çalışmalarında topraktan ve metalden yapılmış çocuk oyuncaklarına rastlanmıştır. Aynı zamanda çocukların oyun sahnelerini anlatan duvar resimleri ve seramiklere de rastlanmıştır. Antik Yunan düşünürleri Aristo ve Platon da çocuk oyunları hakkında görüşler sunmuştur.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Sigmund Freud (1909) Küçük Hans ile gerçekleştirdiği çalışma sayesinde, terapötik oyun fikrini psikoterapi pratiğine sokan kişidir. Daha sonra “oyun terapisi” Freud (1920) tarafından yardımcı araç olarak psikoterapide kullanılmıştır. Freud, oyun terapisinin en önemli amaçlarından birinin çocukta birikmiş rahatsız edici duyguların dışa vurumunu sağlamak olduğunu ileri sürmüştür. Melaine Kelin (1932) ve A. Freud (1946) göre oyunun yardımcı bir teknik değil en önemli araç olduğunu belirtmişlerdir. Melain Klein psikanalitik çerçeve içinde oyunu çocuk terapisinde kullanılma fikrini devam ettiren kişidir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">21.yüzyılın ortalarında Virginia Axline oyun terapisine daha hümanist ve çocuk merkezli bir yaklaşım getirmiştir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Günümüzde oyun terapisi çocukların olumsuz duygu, düşünce ve davranışlarını yeniden düzenleme ve yapılandırmalarına yardımcı olarak etkin bir şekilde alanda oyun terapi eğitim almış <a href="https://cagatayugur.com.tr/team/oyun-terapisti-insaf-atalay/" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><strong>oyun terapisi uzmanları</strong></a> tarafından uygulanmaktadır.</span></p>
<h2><span style="color: #000000;">Hangi Durumlarda ve Neden Oyun Terapisine Başvurulur</span></h2>
<p><span style="color: #000000;">Çocukların baş etmekte zorlandıkları, kaygı, korku, öfke, kardeş kıskançlığı, alt ıslatma, dışkı tutma, bağlanma sorunları, yemek-uyku problemleri, kekemelik ve konuşamama (fizyolojik olmayan), okul fobisi, uyum sorunları, sınır koyma, dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB), kayıp ve yas, boşanma, travmatik olaylar, tırnak yeme, parmak emme, özgüven eksikliği, uyaran eksikliği, otizm, sürtünme (çocukluk masturbasyonu), inatçılık, gece terörü, taciz, akran zorbalığı, kardeş kıskançlığı, ayrılık boşanma  gibi bir durumlarda çocuklarla oyun terapisi  seansları yapılmalıdır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Oyun terapisine sadece problem yaşayan çocuklar değil herhangi bir problemi olmayan çocuklarda gelebilir. Frobel’e  göre ‘’Çocuk oyunları hayatın bir çekirdeğidir. Bütün insanlar orada gelişir, büyür ve oluşur. İnsanın en güzel ve en olumlu yetenekleri orada yükselir.’’</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Kendi yeteneklerini ve hayal güçlerini fark etme imkânı bulamamış çocuklar oyun terapisi ile farkındalık yaşarlar. Bu farkındalığı oluşan çocuk oyun terapi ile bağımsızlaşır, özgüveni gelişir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Oyun terapisi ile çocuğa onu iyi hissettiren şu mesajlar verilir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">*Senin için buradayım</span></p>
<p><span style="color: #000000;">*Seni işitiyorum</span></p>
<p><span style="color: #000000;">*Seni anlıyorum</span></p>
<p><span style="color: #000000;">* Seni önemsiyorum</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Oyun Terapisine;  3 ile 12 yaş arası çocuklar gelebildiği gibi 2 yaş ve ergen çocuklarla da oyun terapi seansları yapılabilir. Oyun terapi seansları süresi ve zamanı çocuğun durumuna göre değişiklik gösterebilir. Yapılandırılmış 12 seans uygulaması vardır ancak bu tamamen çocuğun durumuna bağlı olarak değişebilmektedir, kimiz zaman seanslar daha kısa sürede tamamlanabildiği gibi kimi zamanda daha uzun sürede tamamlanabilmektedir. Oyun terapileri çocuğa özeldir yani; her çocuğun gelişimine, yaşına ve gelişim özelliğine göre oyun terapi seansları uygulanır.</span></p>
<h2><span style="color: #000000;">Oyun ve Oyun Terapisinin Faydaları</span></h2>
<p><span style="color: #000000;">*Çocuklar oyunda ya da oyun terapilerinde duygularını ifade etme ortamı bulurlar.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">*Bu terapilerde çocuğa seçme ve seçilme hakkı verilerek özgüveni tetiklenir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">*Çocuklar terapiler sırasında davranışlarını etkileyen kızgınlık, üzüntü, hayal kırıklığı gibi duyguları yeniden yaratır, olumlu hale getirirler.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">*Çocuk terapisel oyun oluşturarak, terapist ile birlikte kendisini güvende hisseder.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">*Bu terapiler oyun ve oyuncaklar aracılığı ile çocukların ihtiyaçlarını ifade etmelerine yoğunlaşan özel bir süreçtir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">*Oyun hem öğrenmeye zemin hazırlar hem de bedeni kontrol eder.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">*Bu terapiler ve oyunlar çocuğun iletişim becerisini geliştirir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">*Çocuklar bu terapiler ve oyunlar sayesinde kurallara uymayı ve empati kurmayı öğrenirler.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">*Çocuklar bu terapiler aracılığı ile duygularının farkına varmayı, dürtülerini kontrol etmeyi ve arzuların bastırmayı öğrenirler.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">*Yeni çevre ve ortamlara uyum sağlamayı öğrenirler.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">*Yaşıtları ile bir arada olmayı, derse odaklanmayı, öğretmenini dinlemeyi ve davranışlarını kontrol etmeyi öğrenirler.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">*Bu terapiler çocuğun içeriden dışarıya çıkarmaya çalıştığı duygu ve davranışlarını serbest bırakmasını sağlar.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">*Hayatındaki kontrolü ve dengeyi sağlar.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">*Çocuğun deşarj olmasını sağlar</span></p>
<p><span style="color: #000000;">*Çocuklar bu terapiler sayesinde engelleri aşmayı öğrenirken, hayatın görevlerine hazırlanır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">*Çocuklar bu terapiler vasıtasıyla hayatı tecrübe etme fırsatı bularak gerçek hayatta karılaşacağı şeylere hazırlanır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">*Oyunlar ve oyun terapileri çocuğun hayal gücünü ve yaratıcılığını geliştirir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">* Çocuğun üzerindeki fazla enerjiyi atmasına yardımcı olurlar.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">*Bu terapiler ve doğru oyunlar sayesinde çocuğun kendine olan güven duygusu gelişir, bağımsızlaştıkça da çocuğun öz güveni artar.</span></p>
<h2><span style="color: #000000;">Oyun ve Oyun Terapisine Dair&#8230;</span></h2>
<p><span style="color: #000000;">Çocuğunun oyun ve oyuncaklarının çok özel yapılmış olmasının çocuğun dünyasında bir önemi yoktur. Çünkü çocuk her şeyi oyununda oyuncak olarak kullanabilir. Çocuk sizin bir dal parçası olarak gördüğünüz ağaç dalının üstüne biner ve bir at gibi kullanabilir, bir yastığı bebek yapar, bir taş parçasını araba gibi sürebilir. Biz yetişkinlerin o nesnelere yüklediğimiz anlam değil çocuğun o nesneyi nasıl gördüğü ve oynadığı önemlidir.  Çocuk, kendi oyunu için ihtiyaç hissettiği her nesneyi oyuna dahil edebilir. Çocuklara agresyon (silah, kılıç gibi) oyuncakları alınmazsa çocuk bunu bir ihtiyaç olarak hissediyorsa kapı eşiklerindeki pervazları sökerek kılıç gibi kullanacak veya parçalı bloklardan silah yaparak o ihtiyacını gidermeye çalışacaktır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">‘’Oyuncaklar, çocuğun kelimeleri, oyun ise anlatmak istediğidir.’’    Haim G.Ginott</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Çocuklar somut düşünürler. Kelimeler ise çocuğun dünyasında soyuttur. Çocuklar somut deneyimle, soyut düşünce arasında oyuncakları kullanarak bir köprü oluştururlar. Bu köprü ile -kurmuş olduğu oyunla- duygularını, düşüncelerini ve davranışlarını dışarıya yansıtır, geçek ile hayal arasında bağ kurmayı sağlar.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Çocuklar hayatın ilk evresinden itibaren oyunla kendilerini ifade etme ve duygu düşüncelerini anlatma fırsatı bulurlar. Bununla birlikte iletişime geçmek için oyuncaklardan yardım alırlar. Çocuk kendisini anlatmak için oyuncakları bir kelime, bir cümle bir hikâye gibi kullanarak kendi iç dünyasını yansıtır. Çocuğun eline almış olduğu her bir oyuncak, çocuğun kendisinden bir kelime, her iki oyuncak bir cümle, kurmuş olduğu her oyun sahnesi ise hayatından bir hikâyedir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Çocuklar oyunlarında gerçeği oynar ve yaşarlar. Çocuk oyunlarında ‘’Beden asla yalan söylemez.’’ İfadesini çok güzel yansıtırlar. Bir çocuk bir oyuncağa vuruyorsa, kızıyorsa veya seviyorsa hayatından yansıttığı bir durum var demektir. Oyunda hazırladığı bir yemeği yerken o yemeği gerçekten yiyormuş gibi yapar. İçinde su olmayan bardaktan gerçekten su içer, süt olmayan biberondan gerçekten süt içer. Sanki o yemek sıcakmış gibi… Ocağın altı yanıyormuş gibi…  -mış gibi oyunlarını oynar. Oyunlarında kaygı, korku, sevgi, üzüntü, mutluluk, utanç, şaşkınlık, kızgınlık gibi duygularına yer vererek bu durumlarla baş etmeye çalışır. Ancak bazen çocuğun bu ihtiyaçlarını karşılayacak kaliteli bir oyun ortamı bulabilmesi güçleşebilmektedir. Bu gibi durumlarda oyun terapisi onun ve sizin için çok faydalı bir çözüm seçeneği olacaktır.</span></p>
<p><strong><span style="color: #000000;">Elif İnsaf ATALAY-Çocuk Gelişimi Uzmanı-Oyun Terapisti-Disleksi ve DEHB Eğitmeni</span></strong></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>İletişim Bilgileri:</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Oyun Terapistimizle ilgili detaylı bilgi için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz: </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><a href="https://cagatayugur.com.tr/team/oyun-terapisti-insaf-atalay/"><strong>https://cagatayugur.com.tr/team/oyun-terapisti-insaf-atalay/</strong></a></span></p>
<p><strong>Tel:</strong> <span class="w8qArf"> </span><span class="LrzXr zdqRlf kno-fv">(0312) 284 00 21</span></p>
<p><strong>Adres:</strong></p>
<p class="trx_addons_no_margin">Çağatay Uğur Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Merkezi, Platin Tower İş Merkezi, (Medicana Hast.Yanı), Kat:18, No: 69, Çankaya/Ankara</p>
<p><strong>Bizi Sosyal Medyadan Takip Edin:</strong></p>
<p><a href="https://www.instagram.com/pskytrcagatayugur" target="_blank" rel="noopener noreferrer">https://www.instagram.com/pskytrcagatayugur</a></p>
<p><a href="https://www.facebook.com/drcagatayugur" target="_blank" rel="noopener noreferrer">https://www.facebook.com/drcagatayugur</a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://cagatayugur.com.tr/oyun-terapisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1727</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
