<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Doç. Dr. Çağatay UĞUR (Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı)</title>
	<atom:link href="https://cagatayugur.com.tr/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://cagatayugur.com.tr</link>
	<description>Mutlu Çocuklar&#38;Mutlu Aileler</description>
	<lastBuildDate>Fri, 28 Nov 2025 08:50:13 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://cagatayugur.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/cropped-Adsız-tasarım-32x32.png</url>
	<title>Doç. Dr. Çağatay UĞUR (Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı)</title>
	<link>https://cagatayugur.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>ÇOCUKLARA NASIL SINIR ÇİZERİZ?</title>
		<link>https://cagatayugur.com.tr/cocuklara-nasil-sinir-cizeriz/</link>
					<comments>https://cagatayugur.com.tr/cocuklara-nasil-sinir-cizeriz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Çağatay Uğur]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Nov 2025 08:40:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi]]></category>
		<category><![CDATA[Tedavi ve Terapiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://cagatayugur.com.tr/?p=2112</guid>

					<description><![CDATA[Çocuklara Nasıl Sınır Çizeriz? Hayatta hepimizin, uymak istemese dahi uyduğu sınırlılıklar vardır. Sabahları ne kadar yorgun olsak da işe gitmemiz gerekebilir, bir konuşmayı gerçekten çok tatsız olacağını bile bile yapmamız gerekebilir.  Bu durum aslında her yaşta geçerlidir. Ancak elbette ki çocukken bir şeyleri yapmak zorunda&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Çocuklara Nasıl Sınır Çizeriz?</h3>
<p>Hayatta hepimizin, uymak istemese dahi uyduğu sınırlılıklar vardır. Sabahları ne kadar yorgun olsak da işe gitmemiz gerekebilir, bir konuşmayı gerçekten çok tatsız olacağını bile bile yapmamız gerekebilir.  Bu durum aslında her yaşta geçerlidir. Ancak elbette ki çocukken bir şeyleri yapmak zorunda olduğumuzu öğrenip yapmaya başlamak, ileride yetişkin hayatını oldukça kolaylaştıran bir becerinin kazanılması anlamına gelir.</p>
<p>Hepimiz, kaç yaşında olursak olalım bu sınırlara uymakta zorlanırız. Bu son derece doğaldır. Ancak çocuklar, bu bilginin onlarla paylaşılmasına ihtiyaç duyarlar. Hayatta seçimlerimiz olduğunu ve yaptığımız her şeyin sonucu olduğunu onlara hatırlatmak bu yüzden önemlidir. Yaptıkları şeylerin sonucu olarak bir şeylere hak kazandıklarını yahut yapmadıkları için bir haklarını kaybettiklerini öğrenirlerse, seçim yapıp sonuçlarına katlanarak yaşamayı öğrenmeleri daha kolay olur.</p>
<p>Bunun için, Çocuk Merkezli Oyun Terapisi ekolünün kurucusu Gary Landreth, kendi çocukları ile birlikte deneyerek bir formülasyon geliştirmiş ve bunu yıllarca hem klinik uygulamasında kullanmış, hem de halka ve profesyonellere bu alanda eğitimler vermiştir. Çocukların kurallara uyması için mantığını, yahut en azından bunun onlar için doğru şey olduğunu söyleyerek uymalarını beklemek pek de yeterli olmayabilir. Bunun yerine onların seçim yapıp sonuçlara katlanmayı deneyimleyerek öğrenmeleri çok daha etkili bir yöntem olacaktır.</p>
<p>Landreth, ilk adımın çocuğun duygusunun ona yansıtılması olduğunu söyler. Bu, çocuğun anlaşılmış hissetmesi ve kuralın tepeden inmediğini algılaması için oldukça önemlidir. Örneğin kendisi, “Sınırlar ve Kurabiyeler” isimli konuşmasında arabada sürekli kavga eden ergenlik dönemindeki iki çocuğuna, “Şu anda çok sinirli olduğunuzu ve kavga etmeye devam etmeyi gerçekten çok istediğinizi biliyorum” diyerek sınır çizmeye başladığını anlatır.</p>
<p>Sonrasında ise onlara, bunun sonuçları olduğunu hatırlattığı kısım gelir. Burada, arabada sürekli kavga etmenin yapılmaması gereken bir şey olduğunu vurgulamak istemektedir. Bunu sakin ve kesin bir şekilde yapmak, her zaman mümkün olmamakla birlikte daha iyi olacaktır. Kural, “zaten herkesin bildiği bir gerçek” gibi paylaşılmalıdır. Örneğin kendisi “Bu araba kavga etmek için değil” diyerek bunu yapar. Bu, arabanın kavga etmek için olup olmadığı konusunun tartışmaya kapalı ve herkesin bilip uyduğu bir kural olduğu hissini vermek içindir.</p>
<p>Sonrasında iş, seçenekleri açıklama kısmına gelir. “Şu anda çok sinirli olduğunuzu ve kavga etmeye devam etmeyi gerçekten çok istediğinizi biliyorum, ancak bu araba kavga etmek için değil” diye başladığı konuşmasına, “Şu an kavga etmeyi bırakmayı seçebilirsiniz. Yahut kavga etmeye devam edip, akşam sevdiğiniz diziyi izlememeyi seçebilirsiniz.”</p>
<p>Kendisi bu noktada önemli olanın çocukların kendi davranışları sebebiyle dizi izleme haklarını kaybettiklerini anlamaları olduğunu söylemektedir. Konuşmasında “Ben olsaydım elbette ki onların diziyi izlemelerini seçerdim” der. Ancak bu noktada o da çocuklarının gece dizi izlemesindense onlara sınırları öğretmeyi daha kıymetli bularak aslında bir seçim yapmaktadır.</p>
<p>Sonrasında ise konulan sınıra uymak çok önemli olacaktır. Bu sebeple konulan kuralların gerçekten uygulanabilmesinin sizin açınızdan da rahat olması çok önemlidir. Bu yüzden de ufak sınırlar koyarak işe başlamak, bunun zaman alacak bir süreç olduğunu ve sizin de bu süreçte zorlanabileceğinizi aklınızda bulundurmak iyi olacaktır. Ancak her yaşta çocuk (ve hatta insan), yolda zorlansa dahi sınırlara uyumlanmayı öğrenme potansiyeline sahiptir. Sabırla ve ufak adımlarla, deneye yanıla gidecek bu sürecin tüm aile için daha iyi sonuçlanacağını düşünmek, umutsuzluğa kapıldığınız durumlarda size yardımcı olabilir.</p>
<p>Landreth, kızlarının iki hafta boyunca dizi izlemediğini ve kavga etmeye de devam ettiklerini anlatır. İki hafta boyunca arabada kavga devam etmiş ve Landreth yukarıda bahsedilen şekilde onlara sınır koyup uymalarını beklemiştir. Zaman zaman kızlar sınırı duyduklarında kavga etmeye devam etmiş, sonrasında eve gidince dizi izleyip izlemeyeceklerini sormuş, Landreth ise “kavga etmeye devam etmeyi seçtiğinizde, dizi izlememeyi seçmiş oldunuz” şeklinde hatırlatma yapmıştır.</p>
<p><em>Uzman Klinik Psikolog Zeynep Peker</em></p>
<p><em>Çocuk, ergen, yetişkin psikoterapi</em></p>
<p><em>Doç. Dr. Çağatay Uğur Muayenehanesi – Ankara</em></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://cagatayugur.com.tr/cocuklara-nasil-sinir-cizeriz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2112</post-id>	</item>
		<item>
		<title>OKUL FOBİSİ Mİ YOKSA UYUM SÜRECİ Mİ?</title>
		<link>https://cagatayugur.com.tr/okul-fobisi-mi-yoksa-uyum-sureci-mi/</link>
					<comments>https://cagatayugur.com.tr/okul-fobisi-mi-yoksa-uyum-sureci-mi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Çağatay Uğur]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 07 Sep 2025 16:54:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi]]></category>
		<category><![CDATA[Duygudurum Bozuklukları]]></category>
		<category><![CDATA[Kaygı (Anksiyete) Bozuklukları]]></category>
		<category><![CDATA[Tedavi ve Terapiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://cagatayugur.com.tr/?p=2082</guid>

					<description><![CDATA[Bu süreç içinde aileler de birçok kaygı yaşamaktadır. Bazen aileler çocuklarından ayrıldıkları için kendileriyle ilgili suçluluk ve kaygı duyguları yaşarlar ki bu sinyaller çocuğun okul korkusunu artırabilmektedir. Bu nedenle annenin kararlılığı ve iç rahatlığı çocuğun uyum süreci için çok önemlidir. Uyum sürecinin sağlıklı tamamlanabilmesi için&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Bu süreç içinde aileler de birçok kaygı yaşamaktadır. Bazen aileler çocuklarından ayrıldıkları için kendileriyle ilgili suçluluk ve kaygı duyguları yaşarlar ki bu sinyaller çocuğun okul korkusunu artırabilmektedir. Bu nedenle annenin kararlılığı ve iç rahatlığı çocuğun uyum süreci için çok önemlidir. Uyum sürecinin sağlıklı tamamlanabilmesi için ilk isteğimiz annenin de duygusal olarak hazır olmasıdır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Uyum sürecindeki çocukların tepkileri bireysel farklılıklar göstermektedir. Bazı çocuklar ilk üç gün ya da bir hafta ilgili ve istekli olur. Okul onun için oyun yeri gibidir. Ama zamanla ebeveynleriyle birlikte olmak ister, sürekli okula gelmenin anlamını yeni kavrar ve tepki gösterir. Bazı çocuklar da en baştan itibaren ebeveynlerinden ayrılmak istemez. Sınıfa gelmesini, yanında olmasını, annesinin yedirmesini ister ve doğal olarak ağlama gözlenir. Tüm bunlar ilk zamanlarda normaldir.</span></p>
<h3><b>Çocuğun okula alışma sürecinde hangi davranışlardan kaçınmalıyız?</b></h3>
<p><span style="font-weight: 400;">Çocuğunuz uyum problemi yaşarsa diğer çocuklarla kıyaslamayın. Korku ve kaygı yaşayan bir çocuk için bu hislerle başa çıkmak yeterince zorken kıyaslama yapmak, çocuğun yetersiz hissetmesine sebep olacaktır. Bu süreçte onu desteklediğinizi ve anlamaya çalıştığınızı ifade etmeniz çok önemlidir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Okulda sıkıldın mı, korktun mu?” gibi olumsuz ifadeler kullanarak sorular sormayın. Bunun yerine “Okulda neler yaptınız?”, “Günün nasıl geçti?”, “Eğlenceli bir şey oldu mu?” gibi sorular sorabilirsiniz. Bu tür sorular çocuğun deneyimini daha rahat paylaşmasını sağlar, okul sürecini olumlu bir çerçevede hatırlamasına yardımcı olur.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kaygılarınızı çocuğunuza hissettirmeyin. Bu dönemde bazı anne babalar kendi kaygı ve korkularını çocuğa yansıtıyor olabilir. Bu zamana kadar ilk kez çocuğundan ayrı vakit geçiren anne, onu bırakıp gittiği için kendini suçlu hissedebilir. Burada kendi içinize yönelip “Çocuk mu benden ayrılamıyor, ben mi çocuktan ayrılamıyorum?” sorusunu sorabilirsiniz. Bu kaygı ve korkuların sizi çok fazla etkilediğini düşünüyorsanız siz de profesyonel destek alabilirsiniz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Okulda vedalaşma sürecini çok uzun veya çok kısa tutmayın. Burada sınırlarımız net olmalıdır. Çocuğa “Artık gidebilir miyim?” diye sorarsanız, ayrılık kaygısı yaşayan bir çocuktan kolay kolay “Git” cevabını alamazsınız. “Ben şimdi seni sınıfına bırakıyorum ve gidiyorum. Okulun bitince seni almaya geleceğim ve tekrar birlikte olacağız.” diyerek süreci anlatıp bu ayrılığın kısa süreli olduğunu ifade etmeli ve okula gitmesinin isteğine bağlı değil, gerekli olduğunu anlatmalısınız.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çocuğu öğretmen ve okul ile korkutmayın. “Eğer yapmazsan öğretmenine söylerim!” gibi söylemlerden uzak durun. Çünkü çocuk korku ve kaygıyla değil, sevgi ve saygıyla eğitilir. Öğretmen ve okul onlar için korkulacak bir alan değil, güvenli bir alan olmalıdır. Gününün büyük bir kısmını geçirdiği kişi ve yerden korkması, bizim yararımıza olmayacaktır.</span></p>
<h3><b>Çocuğun okula alışması için öneriler</b></h3>
<p><span style="font-weight: 400;">Okulun ilk günlerinde çocukla birlikte okula gitmek ve çocuğu yüreklendirmek olumlu sonuç verebilir. Bu süreçte yanında olmak ve bu heyecanlı süreci sizinle paylaşması çocuğunuz için son derece önemlidir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Okula ilk başladığı günlerde bir süre çocuğunuz ile birlikte kalın ama bunun ne kadar süreceğini çocuğa bildirin ve daha önce okula alışsa bile sözünüzde durun. Tutarlılık ve net sınırlar önemlidir. Çocuğunuzla açık iletişim kurun.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çocuğunuzla bir hafta öncesinden başlayarak, ilk gün ve okul arkadaşları hakkında konuşun. Neler yaşayabileceğini, neler yapması gerektiğini, nelerle karşılaşacağını çocuğunuzla konuşabilirsiniz. Böylece belirsizlikten kaynaklanan korkunun önüne geçersiniz. Ayrıca çocuğun gideceği okul önceden ziyaret edilerek okul ve sınıf ortamı konusunda bilgi sahibi olması sağlanabilir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ebeveynlerin okul konusunda özendirici konuşmalar yapmaları, okulla ilgili anılarından söz etmesi yararlı olabilir. Bir zamanlar sizin de o sıralarda oturduğunuzu, okul bahçesinde koşturduğunuzu ve okulunuzu bitirip iş ve meslek sahibi olduğunuzu duymak onun için motivasyon kaynağı olabilir. Ve yalnız olmadığını, herkesin bu yollardan geçtiğini çocuğunuza vermiş olursunuz. Ancak bu mesajı verirken “Herkes okula gidiyor, abartma! Biz de o yollardan geçtik.” diyerek çocuğun korku ve kaygısı kesinlikle küçümsenmemelidir.</span></p>
<h3><b>Çocuklar bunları düşünebilir:</b></h3>
<ul>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Neden anne ve babamdan ayrılıyorum?</span>&nbsp;</li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Okuldaki bütün bu çocuklar da kim?</span>&nbsp;</li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Öğretmenim beni sevecek mi ve beni burada koruyabilecek mi?</span>&nbsp;</li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Arkadaşlarım olacak mı?</span>&nbsp;</li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Okulda kaybolur muyum?</span>&nbsp;</li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Eve nasıl döneceğim?</span>&nbsp;</li>
</ul>
<p><span style="font-weight: 400;">Çocukların sorularına olabildiğince açık cevaplar verilmelidir. Okul hakkında çocuğun korku, kaygı ve düşünceleri dikkate alınmalıdır.</span></p>
<h3><b>Okul fobisi mi yoksa uyum süreci mi olduğunu nasıl anlarız?</b></h3>
<p><span style="font-weight: 400;">Okula uyum sürecinde çocukların çeşitli tepkiler göstermesi son derece doğaldır. İlk günlerde ya da haftalarda ayrılık kaygısı, ağlama, mide ağrısı ya da isteksizlik gibi davranışlar sıkça gözlenebilir. Bu tepkiler genellikle kısa sürelidir; çocuk okul ortamına alıştıkça ve öğretmenine, arkadaşlarına güven duymaya başladıkça giderek azalır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ancak bazı durumlarda bu zorluklar beklenenden daha uzun sürer ve yoğunlaşır. Çocuk okula gitmeyi ısrarla reddedebilir, her sabah ağlama krizleri yaşayabilir, baş ağrısı, mide bulantısı gibi bedensel yakınmalar sıkça ortaya çıkabilir. Ebeveynin ikna çabalarıyla dahi çocuğun okula gitmemekte diretmesi ve bu durumun aile içinde çatışmalara yol açması okul fobisi olasılığını akla getirir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kısacası, kısa süreli ve hafif tepkiler uyum sürecinin doğal parçasıyken, uzun süre devam eden ve şiddetli şekilde ortaya çıkan davranışlar okul fobisi yönünden dikkatle değerlendirilmelidir. Bu noktada ebeveynin sabırlı, kararlı ve tutarlı olması önemlidir; fakat belirtiler yoğun seyrediyorsa profesyonel bir uzmandan destek almak hem çocuk hem de aile için süreci kolaylaştırıcı olacaktır.</span></p>
<p><em>Psikolog Feyza Yaren Şahiner </em></p>
<p><em>Çocuk, Ergen, Yetişkin Bireysel Danışmanlık</em></p>
<p><em>Doç. Dr. Çağatay Uğur Muayenehanesi – Ankara</em></p>
<div class="post_meta post_meta_single">
<div class="single-meta"></div>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://cagatayugur.com.tr/okul-fobisi-mi-yoksa-uyum-sureci-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2082</post-id>	</item>
		<item>
		<title>ÇOCUKLARDA HAYALİ ARKADAŞ</title>
		<link>https://cagatayugur.com.tr/cocuklarda-hayali-arkadas/</link>
					<comments>https://cagatayugur.com.tr/cocuklarda-hayali-arkadas/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Çağatay Uğur]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 07 Sep 2025 16:07:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://cagatayugur.com.tr/?p=2032</guid>

					<description><![CDATA[HAYALİ ARKADAŞLIK NEDİR ? Hayali arkadaşlık çocuğun korktuğu, endişelendiği, eğlendiği anlarda oyunlarının içerisinde duygu ve düşüncelerini paylaşabildiği zihinsel imgedir. Bu arkadaş çocuktan çocuğa değişebilen, çocuğun sevdiği bir filim karakteri, bir kitap kahramanı, bir hayvan ,bir nesne, bu bir bitki  yada çocuğun hiç tanımadığı görmediği tamamen&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>HAYALİ ARKADAŞLIK NEDİR ?</strong></p>
<p>Hayali arkadaşlık çocuğun korktuğu, endişelendiği, eğlendiği anlarda oyunlarının içerisinde duygu ve düşüncelerini paylaşabildiği zihinsel imgedir. Bu arkadaş çocuktan çocuğa değişebilen, çocuğun sevdiği bir filim karakteri, bir kitap kahramanı, bir hayvan ,bir nesne, bu bir bitki  yada çocuğun hiç tanımadığı görmediği tamamen kendi zihninden ürettiği bir kişi olabildiği gibi çocuğun çok sevdiği ve tanıdığı bir kişi veya nesne varlıkta olabilir…</p>
<p>Çocuk hayali arkadaşına bir isim verir. Hatta ona duygu düşünce ve rollerde yükleyebilir. Bu duygu düşünce ve roller aslında çocuğun kendisine aittir.</p>
<p>Çocuklar hayali arkadaşları ile kendi dünyasından olup bitenle ilgili ilesine veya çevresine bilgiler verebilir. Hayali arkadaşını kullanarak arkadaşlarını, hayvanlarını kardeşlerini, yaramazlıklarını öyküleştirerek yaşantısını anlatır. Yaşadıklarını ve benzerlerini başka çocuklarında yaşadığı düşüncesi çocuğu rahatlatır. Ancak çevresindeki aile bireylerinin bu öykülere vereceği tepkiler ise çocuğun kendisini daha iyi hissetmesine ve daha kötü hissetmesinde neden olabilir.</p>
<p>Çocuklar başa çıkamadığı. Üstesinden gelemediği korku, kaygı, stres ve korkuları ile başa çıkmak için hayali arkadaşı ile oyunlar oynar, sohbet eder, masada yemek yer tuvalete gider, yemek yedirir, tuvaletini yaptırır. Hatta uykusunun geldiğini düşünüp yatırır, üşüdüğünü düşündüğü için üstünü örtebilir.</p>
<p><strong>ÇOCUKLAR NEDEN HAYALİ ARKADAŞA İHTİYAÇ DUYARLAR?</strong></p>
<p>Hayali arkadaşlar, çocuğun yaratıcılığını ve hayal gücünü desteklerken aynı zamanda duygularını ifade etmesine, sosyal becerilerini denemesine ve kontrol duygusu geliştirmesine yardımcı olur. Özellikle yalnızlık hisseden ya da kardeşi olmayan çocuklar için bir eşlikçi işlevi görebilir, büyük değişim ve stres dönemlerinde ise güven verici bir başa çıkma mekanizması olarak ortaya çıkabilir. Çocuk bu süreçte paylaşma, sır tutma, anlaşmazlık çözme gibi sosyal deneyimleri güvenli bir şekilde prova eder ve kendi kurallarını koyarak dünyasında söz sahibi olduğunu hisseder. Çoğu durumda hayali arkadaşlık sağlıklı bir gelişim göstergesidir ve zamanla kendiliğinden kaybolur; ancak çocuğun bu duruma aşırı bağımlı olması, gerçek sosyal ilişkilerden kaçınması veya yoğun kaygı ve travma belirtileri göstermesi halinde bir uzmandan destek almak faydalı olabilir.</p>
<p><strong> DAHA ÇOK HANGİ ÇOCUKLARDA SIK GÖZLENİR</strong></p>
<p>Çocuklardaki Hayali arkadaşlığın 2-7 yaş aralığındaki tüm çocuklarda görülebilir. Gözlenme sıklığı bazı durumlarda daha fazla olabilir.</p>
<ul>
<li>Ailesi veya çevresi tarafından dışlanan arkadaşlık kurma ortamından uzak kalan çocuklar.</li>
<li>Yaşının üstünde sınırsız bilgisayar, televizyon, tablet, telefon gibi dijital ekrana maruz kalma süresi sınırlı olan çocuklar</li>
<li>Ailenin İlk ve tek büyüyen çocuklar. (kardeş veya akran yokluğu)</li>
<li>Sosyalleşme imkânı olamayan ancak sosyal yönü güçlü olan çocuklar</li>
<li>Yalnız kalan, okula gitme yaşı gelmemiş, okul öncesi eğitime başlamamış, yaşadığı çevrede arkadaşı olmayan çocuklar.</li>
<li>Aşırı kaygılı, korumacı ebeveyn tutumları ile yaşayan çocuklar</li>
<li>Yeni bir kardeşin doğumu, taşınma, yas, travma gibi durumlarda stres yaşayan çocuklar.</li>
<li>Aile içerisinde baskıcı, otoriter, umursamaz ilgisiz ebeveyn tutumları ile yetişen çocuklar</li>
<li>Sosyal ortam ve sosyal ilişkilerin sınırlı olduğu durumlarda büyüyen çocuklar</li>
</ul>
<p><strong>KAÇ YAŞ ARALIĞINDA HAYALİ ARKADAŞ NORMAL KABUL EDİLMELİ?</strong></p>
<p>Hayali arkadaşlık sembolik oyunların başladığı ,dil becerisinin geliştiği kendini sözel olarak ifade etmeye başladığı 2 yaşta ortaya çıkabilir.2-7 yaş aralığında sıklıkla veya ara ara çocuklarda hayali arkadaşlık görülebilir.</p>
<p>Çocukların gerçek arkadaşlıkları oluşmaya başladığında hayali arkadaşının ortaya çıkma sıklığı azalır. Ancak çocuk yalnız kaldığında yada kendisini ifade etme ortamları bulamadığında hayali arkadaşları ile bağı artar. Kimi zamanlarda ise özellikle günümüz çağı çocuklarda bu gerçek arkadaşlığın yerini tablet, telefon, televizyon gibi dijital arkadaşlıklar, oyunlar ile bu ihtiyacını ekran aracılığı ile karşılamaya çalışmaktadırlar. Ekran ile çocuk interaktif etkileşim kuramadığı, sosyalleşemediği ve hayal dünyasının gelişimini engellediği için olumsuz etkilenmektedir u sebeple çocuklardaki ekran maruziyeti çocukluk dönemlerinde sınırlı, yaşına uygun ve kontrollü olmalıdır. Çocuklardaki hayali arkadaşlık gerçek arkadaşlıkların oluşmaya başlanası ile birlikte 6 yaştan sonra yavaş yavaş kendiliğinden kaybolur ya da çocuk tarafında arkadaşının tatile, uzun bir yolculuğa çıktığı tekrar dönmeyeceği ifade edilebilir. Ancak çocuğun 2-7 yaş aralığın neden bu arkadaşlığa ihtiyaç duyduğu profesyonel olarak değerlendirilmeli gerekli önerilere uyulmalı, hayali arkadaşı 6-7 yaştan sonra hala devam ediyorsa mutlaka profesyonel destek alınmalıdır.</p>
<p><strong>HAYALİ ARKADAŞ EDİNMENİN ÇOCUĞA SAĞLADIĞI YARALAR</strong></p>
<p>Çocuk hayali arkadaş ile dünyasında pek çok açıdan iyileştirici ve destekleyici rol oynar. Çocuk hangi konu ile ilgili hayali bir arkadaşa ihtiyaç duyuyorsa o ihtiyacını karşılar</p>
<ul>
<li>Çocuğun yaşantısındaki zorlukla başa çıkma becerilerini geliştirir</li>
<li>Çocuğun hayal gücünü geliştirir</li>
<li>Çocuğun korkularını, kaygılarını ve olumsuz deneyimlerini ifade etmesini destekler .</li>
<li>Çocuğun daha kolay sosyalleşmesini ve daha az içe kapanmasını sağlayabilir.</li>
<li>Çocuğun saldırganlık öfke veya pasif agresif davranışlarının daha az görünmesininse yardımcı olur.</li>
<li>Çocuğun Paylaşma, uyum içinde olmayı öğrenmesine yardımcı olur.</li>
<li>Çocuğun özgüvenli girişken davranışlar göstermesine yardımcı olur.</li>
<li>Çocuğun Empati becerisini geliştirerek kurabilir başkalarının isteklerine ve duygularına saygı duymayı öğrenmelerine yardımcı olur.</li>
<li>Çocuğun Dil kullanma becerilerini ve kelime hazinesini geliştirir</li>
<li>Çocuğun Karar verme sorumluluk alma sebep sonuç ilişkilerini öğrenmek gibi kazanımlarda çocuğa katkı sağlar</li>
<li>Çocuğun Uyku düzeni tuvalet eğitimi yeme gibi gelişim ve öğrenme evrelerinde çocuğun adaptasyonunu kolaylaştırır</li>
<li>Çocuğun daha kolay rutinler oluşturmasına yardım eder.</li>
<li>Çocuğun Kardeş kıskançlığı, boşanma, yas tutma gibi olumsuz deneyimlerde çocuğun başa çıkmasına yardımcı olır</li>
<li>Çocuğun, yalnızlık böcek ,karanlık ,hayalet gibi varsa korkularını yenmesine yardımcı olur</li>
<li>Hayali arkadaşla çocuk olumsuz duygu ve düşüncelerini sağlıklı yolla ifade etmeyi öğrenir</li>
</ul>
<p><strong>HAYALİ ARKADAŞLIKTA AİLE YAKLAŞIMI NASIL OLMALIDIR ?</strong></p>
<p>Hayali arkadaşlığı aileler kabul etmekte zorlanabilir,yada bu arkadaşlığın çocukta bir sorununun habercisi olduğunu düşünerek çocuğun hayaline karşı çıkabilir,yok sayabilir,gerçek olmadığını ispat etmeye çalışabilirler. Bu arkadaşlığa kızarak yasaklar koyabiliyorlar. Ancak Hayali arkadaşlığa fırsat verildiğinde çocuğun iç dünyasını yansıtmasının en etkin yollarından birisidir.</p>
<p>Oysa aileler çocuğun arkadaşı ile ilgili anlattıklarını dikkatle dinlemeli, saygı duymalı. ilgi göstermeli, merak ettiğin ve inandığını çocuğa hissettirmelidir.Bu arkadaşı ile ilgili sorular sorarak tanımaya çalışmalıdır. Bu aynı zamanda çocuğun dünyasını keşfetmesinin yanında kendisini iyi hissetmesinde yardımcı olabilecektir. Çocuk yaptığı yanlışı yaşamış olduğu o kötü deneyimleri de hayali arkadaşının deneyimiymiş gibi anlatabilecektir.</p>
<p>Ör’’ Duvarı ben çizmedim arkadaşım GÜNEŞ çizdi .Kardeşimin oyuncağını Güneş kırdı ‘’Güneş yatağa çiş yaptı..’’ diyebilir. Aile çocuğa utandırma kızma gibi olumsuz yaklaşımda bulunmamalıdır. Çünkü Çocuk bu davranış ya da olan durumdan mutlu değildir. Bu Çatışmalarla başa çıkamadığı ve aile veya çevresinden gelebilecek tepkilerden korktuğu için Hayali arkadaşından destek almaktadır.</p>
<p>Ebeveynler erken yaştan itibaren çocukların sosyal yaşamlarını desteklemeli gerekirse neler yapmalıyız nasıl davranmalıyız ile ilgili profesyonel destek almalıdırlar. Çocukların gelişimlerini belirli zamanlarda düzenli bir şekilde mutlaka takip etmelidir.</p>
<p>Özellikle 7 yaş ve sonrasında hayali arkadaşı olan çocuklarınız varsa bir profesyonelden destek alınabilir. Daha  fazla bilgi ve randevu için bizimle iletişime geçebilirsiniz.</p>
<p><em>Çocuk Gelişim Uzmanı &amp; Oyun Terapisti  </em></p>
<p>Elif ATALAY</p>
<p><em>Doç. Dr. Çağatay Uğur Muayenehanesi – Ankara</em></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://cagatayugur.com.tr/cocuklarda-hayali-arkadas/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2032</post-id>	</item>
		<item>
		<title>DEHB Rehberi: Aileler İçin Yol Haritası” Tedaviden Akademik Başarıya</title>
		<link>https://cagatayugur.com.tr/aileler-icin-dehb-rehberi-tedaviden-akademik-basariya/</link>
					<comments>https://cagatayugur.com.tr/aileler-icin-dehb-rehberi-tedaviden-akademik-basariya/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Çağatay Uğur]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 Aug 2025 07:46:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi]]></category>
		<category><![CDATA[Dikkat Dağınıklığı (DEHB)]]></category>
		<category><![CDATA[Tedavi ve Terapiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://cagatayugur.com.tr/?p=2007</guid>

					<description><![CDATA[Aileler İçin DEHB Rehberi: Tedaviden Akademik Başarıya &#160; Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu olan çocuklar, aşağıdaki belirtileri ve durumları akranlarına göre daha sık ve yoğun yaşayabilirler: • Çalışmasına rağmen derslerde başarısızlık. • Hareketlilik, sık yaralanma, sık kaza. • Ödevlerini hep son ana bırakma, programlara uyamama.&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h4>Aileler İçin DEHB Rehberi: Tedaviden Akademik Başarıya</h4>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu olan çocuklar, aşağıdaki belirtileri ve durumları akranların</strong><strong>a </strong><strong>göre daha sık ve yoğun yaşayabilirler:</strong><br />
• Çalışmasına rağmen derslerde başarısızlık.<br />
• Hareketlilik, sık yaralanma, sık kaza.<br />
• Ödevlerini hep son ana bırakma, programlara uyamama.<br />
• Anne babaya ani ve gereğinden fazla tepki verme, öfke.<br />
• Akran ilişkilerinde zorlanma ve okula uyum problemleri.<br />
• Sınavları zamanında yetiştirememe.<br />
• Bağımlı davranışlara eğilim (internet, oyun, sosyal medya vb.)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>DEHB’si Olan Çocuğumla Nasıl İletişim Kurmalıyım?</strong><br />
1. Sabırlı olun: DEHB’li insanların dikkat ve odaklanma becerileri sınırlı olabilir. Bu nedenle,<br />
onlara verdiğiniz talimatları anlamaları biraz daha uzun sürebilir. Sabırlı olun ve talimatları<br />
açıklayıcı bir şekilde verin.<br />
2. Açık iletişim kurun: DEHB’li insanlar, uzun cümleleri anlamakta zorlanabilir. Art arda birkaç<br />
görev verildiğinde bunları uygulamakta zorlanır. Açık ve net bir şekilde konuşun, olabildiğince<br />
öz ve direkt.<br />
3. Konuşmak için doğru zamanı seçin: DEHB’li insanların dikkat dağıtıcı faktörlerle başa<br />
çıkmaları zordur. Dikkatlerini dağıtan faktörler varken size anlamaları zorlaşır. Örneğin onunla<br />
okula yetişmeye çalıştığı esnada konuşmaya çalışırsanız, cevap almama ihtimaliniz yüksektir.<br />
Bunun yerine o akşam yemeğini yerken yanına gidebilirsiniz.<br />
4. Sınırları netleştirin: DEHB’li insanlar sınırları anlamada zorluk yaşayabilirler. Net sınırlar<br />
koymak, onların neyin doğru olduğunu anlamalarına yardımcı olabilir. Örneğin ‘akşam saat<br />
8’de evde olmuş ol’ komutu, ‘akşam çok geç kalma’ demekten daha iyi olacaktır.<br />
5. Pozitif takviye sağlayın: DEHB’li insanların kendilerine güveni az olabilir. Başarılarına yönelik<br />
pozitif geri bildirimler ve takdir edici sözler, kendilerine olan güvenlerini artırır. Ayrıca DEHB’li<br />
insanlar bu şekilde motive edildiklerinde, DEHB’si olmayanlara kıyasla çok daha yüksek<br />
performans artışı gösterir.</p>
<p><strong>DEHB Nasıl Tedavi Edilir?</strong><br />
Günümüzde maalesef DEHB’yi tamamen ‘geçiren’ herhangi bir yöntem yok. Ancak bu tanının<br />
olumsuz etkisini azaltmak için yönetmek mümkün. Bunun içinse farklı yöntemlerin bir arada<br />
kullanılması en iyi sonucu veriyor:<br />
1. İlaçlar: Bazı stimulan ilaçlar, beyindeki dopamin ve norepinefrin seviyelerini artırarak DEHB<br />
semptomlarını azaltır. Örnek olarak metilfenidat (Ritalin) ve deksamfetamin (Adderall)<br />
verilebilir. Ayrıca stimülan ilaçlara cevap vermeyen veya yan etkileri olan kişiler, non-stimulan<br />
ilaç grubundan faydalanabilir. Örnek olarak atomoksetin (Strattera) ve guanfasin (Intuniv)<br />
verilebilir.<br />
2. Davranış terapileri: Bu terapiler, DEHB semptomlarını kontrol etmek ve öğrenme becerilerini<br />
geliştirmek için kullanılır. Örnek olarak bilişsel davranışçı terapi, ebeveyn danışmanlığı ve<br />
okulda destek hizmetleri verilebilir.<br />
3. Diyet: Bazı çalışmalar, omega-3 yağ asitleri ve krill yağı ile magnezyum gibi besin<br />
takviyelerinin DEHB semptomlarını azaltabileceğini öne sürmektedir. Ayrıca, yüksek şeker ve<br />
işlenmiş gıdaları azaltmak gibi diyet değişiklikleri de semptomları azaltır.<br />
4. Egzersiz: Düzenli egzersiz, DEHB semptomlarını azaltmakta oldukça etkilidir. Egzersiz,<br />
beyindeki dopamin ve norepinefrin seviyelerini artırarak DEHB semptomlarını kontrol altına almaya yardımcı olur.</p>
<p><strong>Akademik Performans</strong><br />
DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu) olan öğrenciler, özellikle dikkat ve konsantrasyon<br />
sorunlarıyla başa çıkmakta zorlanabilirler. Aşağıdaki öneriler, DEHB’li öğrencilerin öğrenme sürecinde<br />
başarılı olmalarına yardımcıdır.<br />
1. Rutin oluşturun: DEHB’li öğrencilerin, öğrenme ve çalışma saatlerinde rutin oluşturmaları ve<br />
her gün aynı saatte çalışmaları, konsantrasyonlarını artırır. Ayrıca DEHB’li çocuklar çoğunlukla<br />
sabahları çok daha iyi odaklanır. Saatler ilerledikçe ise bu kabiliyet yavaş yavaş azalır. Çocuğun<br />
daha zorlandığı derslere sabah erken bir vakitte çalışması, akşam ise bu kadar bilişsel güç<br />
istemeyen görevleri yerine getirmesi; rutin planı hazırlarken akıllıca olabilir.<br />
2. Kısa öğrenme aralıkları planlayın: Kısa öğrenme aralıkları, dikkat eksikliği yaşayan<br />
öğrencilerin dikkatlerini sürdürmelerine yardımcı olur. Öğrencilerin belirli bir süre boyunca<br />
çalıştıktan sonra kısa bir mola vermeleri, yenilenmelerine ve dikkatlerini tekrar toplamalarına<br />
yardımcıdır. Bu molalarda ekran kullanmamak iyi olacaktır. Bunun yerine kısa bir dolaşma, biri<br />
ile sohbet etme yahut bir çay alıp içme gibi aktivideler daha uygundur.<br />
3. Görevleri küçük parçalara ayırın: Büyük görevler, DEHB’li öğrencilerin konsantrasyonlarını<br />
kaybetmelerine neden olur. Görevleri küçük parçalara ayırmak, öğrencilerin görevleri<br />
tamamlamalarına ve başarılı hissetmelerine yardımcı olur.<br />
4. Dikkat dağıtıcıları azaltın: Öğrencilerin çalışma ortamında dikkat dağıtıcı faktörleri azaltmak,<br />
öğrencilerin dikkatlerini odaklamaları için önemlidir. Öğrencilerin özellikle de ders çalışmaları<br />
gereken sürede telefonlarından, televizyondan ve sosyal medyadan uzak durmaları önerilir.<br />
5. Düzenli ve yapılandırılmış bir ortam sağlayın: DEHB’li bir çocuk, düzenli ve yapılandırılmış bir<br />
ortamda daha iyi performans gösterir. Etrafın toplu olması, masanın üzerinde yalnızca gerekli<br />
şeylerin bulunması önemlidir.</p>
<p><strong>Görev Bilinci</strong><br />
DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu) aslında bir öz düzenleme güçlüğüdür. Yani DEHB’li<br />
bireyler duygularını düzenlemede, dikkatlerini kontrol etmede, günlerini organize etmede ve genel<br />
bir düzeni sürdürmede zorluk yaşar. Bunun bir sonucu olarak da dışarıdan unutkan, umursamaz,<br />
dağınık ve sorumsuz görünebilirler. Ancak organizasyondaki bu eksiklik onların böyle olmayı tercih<br />
etmelerinden değil, tersini yapamamalarından kaynaklıdır. Bu konuda onlara yardımcı olmak için bazı<br />
şeyler yapabilirsiniz:<br />
1. Çocuğunuzun zamanını planlayın, görevlerini ve sorumluluklarını açıklayın ve ona bir<br />
rutin sağlayın.Rutinler, DEHB’nin düzenlenmesi için oldukça yardımcıdır.<br />
İşte örnek bir rutin:<br />
Her sabah 8’de uyanıp kahvaltı etmek, hafta sonu ise kahvaltıdan sonra bir çay içip<br />
önce A ve sonra B dersine çalışmak, ardından çöpleri çıkarmak ve sonrasında serbest<br />
zaman geçirmek.<br />
Böyle bir rutin, kişiyi sürekli ne yapacağına karar vermekten kurtarır. Sabit görevler<br />
(örneğin öğle yemeğinden sonra çöpleri çıkarmak yahut her akşam çiçekleri sulamak)<br />
geri kalan hayatı programlamaya yardımcı birer demirbaş olur. Bu düzen kişiyi<br />
sakinleştirir ve elbette ki üretkenliği oldukça artırır.<br />
2. Görevlere odaklanma yardımcı olacak ortamlar yaratın. Bu ortam, salonda çalışmaya<br />
adanmış bir köşe olabilir. Burada çalışan başka kişilerin olması da işi kolaylaştıracaktır.<br />
Sakin bir müzik, yahut tekrarlayan hareketlerin çalışmaya eşlik etmesi faydalı olabilir.<br />
Bu alanda çeldiricilerin olmaması önemlidir, örneğin telefonlar dışarıda bırakılmalıdır.<br />
Yahut beyaz ışık göz alıcı olduğundan, sari ışık tercih edilebilir.</p>
<p>Daha detaylı bilgi için başvurabileceğiniz bir kitap:<br />
Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) Anne Baba- Öğretmen Elkitabı (Dr. Özlem Sürücü)</p>
<p><em>Uzman Klinik Psikolog Zeynep Peker </em></p>
<p><em>Çocuk, ergen, yetişkin psikoterapi</em></p>
<p><em>Doç. Dr. Çağatay Uğur Muayenehanesi – Ankara</em></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://cagatayugur.com.tr/aileler-icin-dehb-rehberi-tedaviden-akademik-basariya/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2007</post-id>	</item>
		<item>
		<title>EKRAN SÜRESİ ÇOCUKLARIN BEYİN GELİŞİMİNİ NASIL ETKİLİYOR?</title>
		<link>https://cagatayugur.com.tr/ekran-suresi-cocuklarin-beyin-gelisimini-nasil-etkiliyor-2/</link>
					<comments>https://cagatayugur.com.tr/ekran-suresi-cocuklarin-beyin-gelisimini-nasil-etkiliyor-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Çağatay Uğur]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 Aug 2025 07:12:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilişsel (Kognitif) Bozukluklar]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi]]></category>
		<category><![CDATA[Dikkat Dağınıklığı (DEHB)]]></category>
		<category><![CDATA[Tedavi ve Terapiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://cagatayugur.com.tr/?p=2020</guid>

					<description><![CDATA[EKRAN SÜRESİ ÇOCUKLARIN BEYİN GELİŞİMİNİ NASIL ETKİLİYOR? Günümüzde tablet, telefon ve televizyon, çocukların günlük yaşamının önemli bir parçası haline geldi. Ebeveynler olarak çoğu zaman ekranın sunduğu kolaylık ile gelişim üzerindeki etkileri arasında denge kurmaya çalışıyoruz. Ancak son yıllarda yapılan araştırmalar, özellikle erken yaşta uzun süreli&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h4><strong>EKRAN SÜRESİ ÇOCUKLARIN BEYİN GELİŞİMİNİ NASIL ETKİLİYOR?</strong></h4>
<h3></h3>
<p>Günümüzde tablet, telefon ve televizyon, çocukların günlük yaşamının önemli bir parçası haline geldi. Ebeveynler olarak çoğu zaman ekranın sunduğu kolaylık ile gelişim üzerindeki etkileri arasında denge kurmaya çalışıyoruz. Ancak son yıllarda yapılan araştırmalar, özellikle erken yaşta uzun süreli ekran maruziyetinin, çocukların beyin gelişimi, dil becerileri, dikkat süresi ve sosyal ilişkileri üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceğini gösteriyor.<br />
Bu yazıda, bilimsel veriler ışığında ekran süresinin çocuk gelişimine etkilerini, yaşa göre ideal süreleri ve ailelerin uygulayabileceği pratik çözümleri ele alacağız.</p>
<p><strong>Erken Yaşta Ekran Kullanımı ve Dil Gelişimi</strong><br />
Beyin gelişiminin en hızlı olduğu 0–3 yaş arası, aynı zamanda dil gelişiminin temellerinin atıldığı dönemdir. Bu süreçte çocuklar, en çok yüz yüze iletişimden ve aktif etkileşimden öğrenir. 16–36 aylık çocuklar üzerinde yapılan bir araştırma, ekran karşısında geçirilen sürenin artmasının dil gelişiminde yavaşlamaya neden olabileceğini ortaya koyuyor.<br />
Ekran, tek yönlü bir iletişim sunduğundan, çocukların kelime hazinesi ve ifade becerileri yüz yüze etkileşim kadar hızlı gelişmez. Bu nedenle, erken çocukluk döneminde ekran yerine göz teması kurabileceğiniz, birlikte oyun oynayabileceğiniz ve konuşarak etkileşim sağlayabileceğiniz ortamlar oluşturmak, dil gelişimi açısından çok daha güçlü bir yatırım olacaktır.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Ekran Süresi ve Dikkat / Davranış Sorunları</strong><br />
Çocukların günde üç saatten fazla ekran karşısında vakit geçirmesi, dikkat sürelerinin kısalmasına ve sosyal kaygılarının artmasına yol açabilir. Ekranlardan gelen hızlı sahne değişimleri ve parlak, yoğun görseller, çocukların beyinlerinin sürekli uyarılmasına neden olur. Bu durum, onların sabır gerektiren, daha sakin aktivitelerde odaklanma becerilerini zayıflatabilir.</p>
<p>Ayrıca, aşırı ekran kullanımı çocuklarda sinirlilik, öfke kontrolü sorunları ve sosyal ortamlarda çekingenlik gibi davranış sorunlarına da sebep olabilir. Bu tür etkiler, zamanla akademik başarılarını ve arkadaşlık ilişkilerini olumsuz etkileyebilir. Bu yüzden, çocukların ekran sürelerini sınırlandırmak, sadece dikkatlerini korumalarına değil, duygusal ve sosyal gelişimlerine de destek olur.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-1974 alignright" src="https://cagatayugur.com.tr/wp-content/uploads/2025/08/close-up-child-watching-movies-with-parents-300x200.jpg" alt="" width="443" height="295" srcset="https://cagatayugur.com.tr/wp-content/uploads/2025/08/close-up-child-watching-movies-with-parents-300x200.jpg 300w, https://cagatayugur.com.tr/wp-content/uploads/2025/08/close-up-child-watching-movies-with-parents-1024x683.jpg 1024w, https://cagatayugur.com.tr/wp-content/uploads/2025/08/close-up-child-watching-movies-with-parents-768x512.jpg 768w, https://cagatayugur.com.tr/wp-content/uploads/2025/08/close-up-child-watching-movies-with-parents-1536x1024.jpg 1536w, https://cagatayugur.com.tr/wp-content/uploads/2025/08/close-up-child-watching-movies-with-parents-2048x1365.jpg 2048w, https://cagatayugur.com.tr/wp-content/uploads/2025/08/close-up-child-watching-movies-with-parents-370x247.jpg 370w, https://cagatayugur.com.tr/wp-content/uploads/2025/08/close-up-child-watching-movies-with-parents-770x513.jpg 770w" sizes="(max-width: 443px) 100vw, 443px" /></p>
<p><strong>Aileler İçin Pratik Öneriler</strong></p>
<ul>
<li><strong>Birlikte izleyin:</strong> Çocuğunuzla ekran karşısında geçirdiğiniz zamanı sadece pasif bir izleme olarak düşünmeyin. Onun gördükleri hakkında sohbet edin, sorular sorun, izledikleri karakterler ya da olaylar üzerine konuşarak iletişimi güçlendirin. Bu, hem dil gelişimini destekler hem de ekranı daha faydalı hale getirir.</li>
<li><strong>Alternatif aktiviteler sunun:</strong> Ekran süresi kadar, ekran dışındaki aktiviteler de çok önemli. Oyun oynamak, resim yapmak, spor yapmak ya da birlikte kitap okumak gibi seçenekler, çocuğunuzun hayal gücünü geliştirirken enerjisini de sağlıklı şekilde atmasına yardımcı olur. Böylece ekran kullanımı daha dengeli bir hale gelir.</li>
<li><strong>Model olun:</strong> Çocuklar en iyi örnek aldıkları kişilerin davranışlarını taklit eder. Siz ekran kullanımınızı sınırlar ve kendiniz de ekran saatlerinizi azaltırsanız, çocuklarınız da bunu doğal karşılayacak ve daha kolay uyum sağlayacaktır.</li>
<li><strong>Teknoloji saatleri belirleyin:</strong> Günün belli saatlerini “ekransız zaman” olarak belirlemek, hem çocuğunuzun hem de sizin teknoloji kullanımınızı kontrol altına almanıza yardımcı</li>
</ul>
<p>olur. Akşam yemekleri, oyun saatleri veya uyku öncesi bu zamanlar için güzel seçenekler olabilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ekranlar hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline geldi. Ancak çocuklarımızın sağlıklı gelişimi için sadece ekran süresini değil, aynı zamanda izledikleri içeriklerin kalitesini de göz önünde bulundurmak gerekiyor. Özellikle erken çocukluk döneminde, yüz yüze iletişim, oyun ve açık havada geçirilen zaman, çocukların öğrenmesi ve gelişimi için ekran karşısında geçirilen süreden çok daha değerli.</p>
<p>Teknolojiyi hayatımızdan tamamen çıkarmak mümkün değil ve buna gerek de yok. Önemli olan, çocuklarımızın ekranla olan ilişkisini bilinçli ve dengeli şekilde yönetmek. Doğru içerik seçimi, süre sınırlaması ve rehberlik ile teknolojiyi onların gelişimini destekleyen bir araç haline getirebiliriz.</p>
<p>Ebeveynlik yolculuğunuzda çocuk gelişimi ve teknoloji kullanımı hakkında daha fazla bilgi almak isterseniz, sitemizdeki diğer makaleleri inceleyebilir veya uzmanlarımızla iletişime geçebilirsiniz. Unutmayın, doğru bilgiler ve bilinçli yaklaşımlar, çocuklarınızın sağlıklı ve mutlu bireyler olarak yetişmesine büyük katkı sağlar.</p>
<p><em>Psikolog Feyza Yaren Şahiner </em></p>
<p><em>Çocuk, ergen, yetişkin psikoterapi</em></p>
<p><em>Doç. Dr. Çağatay Uğur Muayenehanesi – Ankara</em></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://cagatayugur.com.tr/ekran-suresi-cocuklarin-beyin-gelisimini-nasil-etkiliyor-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2020</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Distraktibilite ve Sürdürülebilir Dikkat</title>
		<link>https://cagatayugur.com.tr/https-cagatayugur-com-tr-distraktibilite-surdurulebilir-dikkat/</link>
					<comments>https://cagatayugur.com.tr/https-cagatayugur-com-tr-distraktibilite-surdurulebilir-dikkat/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Çağatay Uğur]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Aug 2024 04:51:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat eksikliği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://cagatayugur.com.tr/?p=1936</guid>

					<description><![CDATA[Distraktibilite ve sürdürülebilir dikkat, bireylerin dikkat süreçlerini anlamak için önemli kavramlardır ve genellikle dikkat eksikliği ve odaklanma güçlüğü gibi durumlarla ilişkilendirilirler. Distraktibilite Nedir? &#160; Distraktibilite, bir bireyin dikkatini hedeflenen bir görevden başka uyaranlara kolayca kaydırma veya başka uyaranlar tarafından kolayca etkilenme yeteneğidir. Başka bir deyişle,&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Distraktibilite ve sürdürülebilir dikkat, bireylerin dikkat süreçlerini anlamak için önemli kavramlardır ve genellikle dikkat eksikliği ve odaklanma güçlüğü gibi durumlarla ilişkilendirilirler.</p>
<h3>Distraktibilite Nedir?</h3>
<p>&nbsp;</p>
<p>Distraktibilite, bir bireyin dikkatini hedeflenen bir görevden başka uyaranlara kolayca kaydırma veya başka uyaranlar tarafından kolayca etkilenme yeteneğidir. Başka bir deyişle, distraktibilite, dikkatin dış uyaranlar tarafından çabucak dağılabilme eğilimidir. Distraktibilite arttıkça, bireyin odaklanma süresi kısalabilir ve görevde tutarlılık azalabilir. Örneğin, bir öğrenci ders çalışırken dışarıdaki gürültüye hızla dikkatini kaydırabilir veya bir toplantı sırasında odaklanma zorluğu yaşayabilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h3>Sürdürülebilir Dikkat Nedir?</h3>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sürdürülebilir dikkat ise bir göreve sürekli ve istikrarlı bir şekilde odaklanabilme yeteneğidir. Bu, bireyin dikkatini bir göreve yönlendirdiğinde uzun süre boyunca o görevde kalarak etkin bir şekilde çalışabilmesi anlamına gelir. Sürdürülebilir dikkat, bireyin belirli bir süre boyunca dikkatini koruyabilmesi ve dikkatini gerektiği gibi ayarlayabilmesi üzerine odaklanır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h3>Farklılıklar ve İlişkiler</h3>
<p>&nbsp;</p>
<p>Distraktibilite ve sürdürülebilir dikkat arasındaki ilişki genellikle ters orantılıdır. Yani, yüksek distraktibilite genellikle düşük sürdürülebilir dikkat ile ilişkilidir. Bireylerin dikkatini dağıtan çok sayıda uyaran varsa veya dikkat eksikliği bozukluğu gibi durumlar söz konusu ise, sürdürülebilir dikkatleri genellikle azalabilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h3>Önemleri ve Etkileri</h3>
<p>&nbsp;</p>
<p>Distraktibilite ve sürdürülebilir dikkat, özellikle öğrenme, iş performansı, sosyal etkileşimler ve günlük yaşam üzerinde büyük etkilere sahiptir. Örneğin, bir iş ortamında çalışan bir bireyin sürdürülebilir dikkati, verimliliği ve iş performansını doğrudan etkileyebilir. Eğitimde ise öğrencilerin sınıfta öğretmenin konuşmasına dikkatlerini sürdürebilme yeteneği, öğrenme başarısını önemli ölçüde etkileyebilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h3>Yönetim ve Geliştirme</h3>
<p>&nbsp;</p>
<p>Distraktibilite ve sürdürülebilir dikkat, bireylerin gelişim süreçlerinde dikkat edilmesi gereken önemli alanlardır. Bireylerin bu yeteneklerini geliştirmek için bireysel farklılıkları dikkate alan yöntemler ve stratejiler geliştirilmelidir. Örneğin, dikkat dağıtıcı ortamlarda çalışırken kulaklık kullanmak veya belirli zaman aralıklarında mola vermek gibi yöntemler, sürdürülebilir dikkati artırabilir. Distraktibiliteyi azaltmak için ise dikkati dağıtıcı unsurları ortadan kaldırmak veya dikkat yönetimi eğitimleri almak faydalı olabilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sonuç olarak, distraktibilite ve sürdürülebilir dikkat, bireylerin günlük yaşamlarında ve işlevselliğinde önemli bir rol oynayan kavramlardır. Bu kavramların anlaşılması ve yönetilmesi, bireylerin daha etkili bir şekilde çalışmalarına ve yaşamlarını daha verimli bir şekilde sürdürmelerine yardımcı olabilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Doç Dr Çağatay Uğur Muayenehanesi / ANKARA</strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://cagatayugur.com.tr/https-cagatayugur-com-tr-distraktibilite-surdurulebilir-dikkat/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1936</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Bebek ve Çocuklarda Duyusal Hassasiyet</title>
		<link>https://cagatayugur.com.tr/bebek-ve-cocuklarda-duyusal-hassasiyet/</link>
					<comments>https://cagatayugur.com.tr/bebek-ve-cocuklarda-duyusal-hassasiyet/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Çağatay Uğur]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Aug 2024 20:40:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://cagatayugur.com.tr/?p=1932</guid>

					<description><![CDATA[Bebekler ve çocuklardaki duyusal hassasiyet, çeşitli duyusal uyaranlara karşı aşırı tepki verme veya belirli duyusal uyaranlara aşırı duyarlılık olarak tanımlanabilir. Bu durum genellikle duyusal işleme bozukluğu veya duyusal aşırı duyarlılık olarak da bilinir. Duyusal uyaranlar, görme, işitme, dokunma, koku, tat gibi çevresel bilgileri algılamamızı sağlayan&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bebekler ve çocuklardaki duyusal hassasiyet, çeşitli duyusal uyaranlara karşı aşırı tepki verme veya belirli duyusal uyaranlara aşırı duyarlılık olarak tanımlanabilir. Bu durum genellikle duyusal işleme bozukluğu veya duyusal aşırı duyarlılık olarak da bilinir. Duyusal uyaranlar, görme, işitme, dokunma, koku, tat gibi çevresel bilgileri algılamamızı sağlayan duyularımız aracılığıyla işlenir. Bazı çocuklar, bu uyaranlara normalden daha fazla duyarlı olabilirler.</p>
<h3>Duyusal Hassasiyetin Belirtileri</h3>
<ol>
<li>Ses Hassasiyeti: Belirli seslere aşırı tepki gösterme (yüksek ses, belirli frekanslardaki sesler gibi), gürültüden rahatsız olma veya kulağa çok yüksek gelme.</li>
<li>Dokunsal Hassasiyet: Belirli dokunma şekillerine veya dokunma sıklığına aşırı tepki gösterme. Örneğin, etiketlerden rahatsız olma, bazı dokuları veya giysileri giyememe.</li>
<li>Görsel Hassasiyet: Parlak ışıklardan, belirli desenlerden veya hareketli nesnelerden rahatsız olma.</li>
<li>Koku ve Tat Hassasiyeti: Belirli kokulara veya tatları normalden daha fazla rahatsızlık veya aşırı ilgi gösterme.</li>
</ol>
<h3>Duyusal Hassasiyetin Nedenleri</h3>
<p>Duyusal hassasiyet genellikle çocuğun sinir sisteminden kaynaklanır. Bazı çocuklar doğuştan bu hassasiyetlere sahip olabilirken, bazıları yaşadıkları çevresel faktörler veya gelişimsel koşullar nedeniyle bu duyarlılığı geliştirebilirler. Örneğin, otizm spektrum bozukluğu (OSB), dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) gibi durumlarla sıkça ilişkilendirilir.</p>
<h3>Duyusal Hassasiyetin Etkileri</h3>
<p>Bu hassasiyetler çocuğun günlük yaşamını olumsuz etkileyebilir. Örneğin, aşırı ses hassasiyeti olan bir çocuk, okul veya sosyal etkinlikler sırasında rahatsızlık yaşayabilir veya duyusal uyaranlara tepki gösterebilir. Bu durum zaman zaman çocuğun davranışlarını ve sosyal ilişkilerini de etkileyebilir.</p>
<h3>Yönetim ve Destek</h3>
<p>Duyusal hassasiyeti olan çocuklar için önemli olan doğru yönetim ve destektir. Bu destekler genellikle multidisipliner bir yaklaşım gerektirir ve çocuğun bireysel ihtiyaçlarına göre belirlenmelidir. Fiziksel ortamda düzenlemeler yapılabilir (örneğin, ses azaltıcı kulaklıklar), duyusal girdilerin yönetimi için stratejiler geliştirilebilir (örneğin, sakinleştirici aktiviteler), ayrıca aile ve eğitimcilere yönelik eğitim ve danışmanlık da önemlidir.</p>
<p>Duyusal hassasiyet, her çocuk için farklılık gösterebilir ve bu nedenle bireysel yaklaşımlar ve dikkat gerektirir. Erken tanı ve uygun müdahalelerle, çocukların bu hassasiyetlerle başa çıkmaları ve günlük yaşamlarını daha rahat şekilde sürdürmeleri desteklenebilir.</p>
<p><span style="color: #000000;">Doç Dr Çağatay Uğur Muayenehanesi / ANKARA</span></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://cagatayugur.com.tr/bebek-ve-cocuklarda-duyusal-hassasiyet/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1932</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Attentioner Dikkat Eğitimi</title>
		<link>https://cagatayugur.com.tr/attentioner-dikkat-egitimi/</link>
					<comments>https://cagatayugur.com.tr/attentioner-dikkat-egitimi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Çağatay Uğur]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Aug 2024 16:07:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi]]></category>
		<category><![CDATA[Dikkat Dağınıklığı (DEHB)]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://cagatayugur.com.tr/?p=1924</guid>

					<description><![CDATA[Attentioner Dikkat Eğitimi, dikkat eksikliği ve odaklanma güçlüğü yaşayan bireylere yönelik geliştirilmiş bir eğitim programıdır. Bu program, bireyin dikkat sürekliliğini, odaklanma kapasitesini ve dikkat dağılma sorunlarını yönetme becerilerini geliştirmeyi hedefler. Özellikle dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) gibi durumlarla ilişkili olan bireylerde kullanılan bir yöntemdir. Attentioner&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Attentioner Dikkat Eğitimi, dikkat eksikliği ve odaklanma güçlüğü yaşayan bireylere yönelik geliştirilmiş bir eğitim programıdır. Bu program, bireyin dikkat sürekliliğini, odaklanma kapasitesini ve dikkat dağılma sorunlarını yönetme becerilerini geliştirmeyi hedefler. Özellikle dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) gibi durumlarla ilişkili olan bireylerde kullanılan bir yöntemdir.</p>
<h3>Attentioner Dikkat Eğitiminin İçeriği ve Yöntemleri</h3>
<ol>
<li>Bireyselleştirilmiş Değerlendirme: İlk olarak, bireyin dikkat ve odaklanma güçlüğü yaşadığı alanlar belirlenir. Bu değerlendirme süreci, bireyin dikkat süresini ölçmek, dikkat dağılma paternlerini anlamak ve hangi tür görevlerde zorlandığını tespit etmek için yapılır.</li>
<li>Eğitim Programı Tasarımı: Değerlendirme sonuçlarına dayanarak, bireyin ihtiyaçlarına özel bir eğitim programı oluşturulur. Bu program genellikle bireyin yaşına, öğrenme tarzına ve dikkat profiline göre adapte edilir.</li>
<li>Dikkat Becerilerini Geliştirme: Program, dikkat süresini artırmak, dikkat dağılmasını azaltmak ve odaklanma becerilerini güçlendirmek için çeşitli egzersizler ve aktiviteler içerir. Örneğin, dikkat odaklama oyunları, konsantrasyon egzersizleri, zihinsel görevler ve problem çözme aktiviteleri gibi yöntemler kullanılabilir.</li>
<li>Yönlendirilmiş Egzersizler: Bireyin dikkatini belirli görevlere odaklaması teşvik edilir. Bu egzersizler, dikkat süresini artırmak ve dikkat dağılmasını kontrol altına almak için tasarlanmıştır.</li>
<li>Strateji Öğretimi: Bireye, dikkatini yönetme ve odaklanma güçlüğü yaşadığı durumlarla başa çıkma stratejileri öğretilir. Bu stratejiler arasında zaman yönetimi, görevleri parçalama, dikkatini dağıtan uyaranlardan kaçınma veya onlarla başa çıkma teknikleri bulunabilir.</li>
<li>Günlük Yaşam Entegrasyonu: Eğitim programı, bireyin günlük yaşamında dikkat becerilerini kullanmasını teşvik eder. Bu, okul, iş veya sosyal etkileşimler gibi çeşitli bağlamlarda dikkat becerilerinin güçlendirilmesini içerir.</li>
</ol>
<h3>Attentioner Dikkat Eğitiminin Faydaları</h3>
<ul>
<li>Dikkat ve Odaklanma Becerilerinin Güçlenmesi: Program, bireyin dikkat süresini artırarak ve dikkat dağılmasını azaltarak odaklanma becerilerini geliştirir.<span class="Apple-converted-space">  </span></li>
<li>Özgüvenin Artması: Dikkat becerilerinin iyileştirilmesiyle birlikte bireyde özgüven artabilir, çünkü başarı hissi ve daha etkili bir şekilde görevleri tamamlama yeteneği kazanabilirler.<span class="Apple-converted-space">  </span></li>
<li>Akademik ve Sosyal Performansta İyileşme: Dikkat eksikliği ve odaklanma güçlüğü yaşayan bireyler, bu eğitim sonucunda akademik çalışmalarında ve sosyal etkileşimlerinde daha başarılı olabilirler.</li>
</ul>
<p>Attentioner Dikkat Eğitimi, bireyin yaşam kalitesini artırmak ve günlük işlevselliğini iyileştirmek için tasarlanmış kapsamlı bir yaklaşımdır. Uygulama süreci genellikle uzman rehberliğinde yapılır ve bireysel ihtiyaçlara göre adapte edilir.</p>
<p><span style="color: #000000;">Doç Dr Çağatay Uğur Muayenehanesi / ANKARA</span></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://cagatayugur.com.tr/attentioner-dikkat-egitimi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1924</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Sosyal Kaygı Bozukluğu</title>
		<link>https://cagatayugur.com.tr/sosyal-kaygi-bozuklugu/</link>
					<comments>https://cagatayugur.com.tr/sosyal-kaygi-bozuklugu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Çağatay Uğur]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 12 Aug 2023 09:47:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi]]></category>
		<category><![CDATA[Kaygı (Anksiyete) Bozuklukları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://cagatayugur.com.tr/?p=1913</guid>

					<description><![CDATA[Sosyal Fobi olarak da bilinen Sosyal Kaygı Bozukluğu, Anksiyete Bozukluğu türlerinden biridir. En temel özelliği kişinin başkaları tarafından değerlendirilmeye, incelenmeye maruz kalabilecekleri durumlar karşısında yoğun bir kaygı ve korku yaşamasıdır. Toplumsal etkileşimler (örn, insanlarla karşılıklı konuşmak, tanıdık olmayan kişilerle karşılaşmak), gözlemleneceklerini düşündükleri durumlar (örn, yemek&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #000000;">Sosyal Fobi olarak da bilinen Sosyal Kaygı Bozukluğu, Anksiyete Bozukluğu türlerinden biridir. En temel özelliği kişinin başkaları tarafından değerlendirilmeye, incelenmeye maruz kalabilecekleri durumlar karşısında yoğun bir kaygı ve korku yaşamasıdır. Toplumsal etkileşimler (örn, insanlarla karşılıklı konuşmak, tanıdık olmayan kişilerle karşılaşmak), gözlemleneceklerini düşündükleri durumlar (örn, yemek yeme, bir şeyler içme, birileri yanındayken yazı yazma) ve diğer insanların önünde bir eylem gerçekleştirme (örn, topluluk önünde bir konuşma yapma) bu gibi durumlara örnektir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Utanmaya, rezil olmaya, küçük düşmeye ya da hakkında kötü düşünülmesine dair hissettikleri yoğun korku da bireyleri kaçınmaya iter. Böylelikle kaygı beslenmiş olur ve sosyal ortamlardan uzak kaldıkça kişinin böylesi durumlara dair korkuları gün geçtikçe artarak pekişir. Son zamanlarda yapılan yeni çalışmalar, yalnızca kötü deneyimlerin değil olumlu deneyimlerin de sosyal fobiyi beslediğini söylemektedir. Yani, sosyal ortamda olumsuz bir geribildirim alan birinin zaten kaygılanıp bir daha öyle bir duruma girmekten kaçınacağını söyleyebiliriz fakat aynı zamanda iyi bir performans gösterip olumlu dönütler alan birinin de bir daha aynı performansı gösteremeyeceğine yönelik kaygısının arttığı ve yine kaçınma davranışına başvurarak adeta bir kısır döngü içinde sıkışıp kaldığı söylenebilir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Kaygısı olan kişiler sosyal deneyimlere genellikle “filtreli bir gözlük” ardından bakarlar. Yani, tüm dikkatlerini kendilerini gözlemlemeye odaklamakla kalmayıp aynı zamanda korku ve kaygılarını besleyebilecek en ufak bir mimik dahil her türlü kanıt arama üzerine yoğunlaşırlar. Bu da çoğunlukla o kadar da gerçekçi olmayan düşüncelere sorgulamadan inanmaya, kaygı ve kaçınma davranışını pekiştirmeye neden olur. Örneğin, sokakta karşılaştığı sınıf arkadaşı yüzüne bakmadan çekip giden birinin kaygı gözlüğüyle olaylara baktığında aklında beliren otomatik düşünce “Beni görmezden geldi. Benimle konuşmak istemiyor”, hatta büyük olasılıkla “İnsanlar beni sevmiyor” olacaktır. Ama sınıf arkadaşının gözlüklerini yanına almayı unutmuş bir miyop olduğunu ya da o gün kafası çok karışık olduğu için kendisine bakışlarını çevirse de görmemiş olabileceğini göz ardı eder.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">“Nasıl düşündüğümüz nasıl hissettiğimizi belirler” kaygı ile çalışırken sıkça kullandığımız cümlelerdendir. Sosyal kaygıyla çalışırken de bilişsel olarak kaygıyı besleyen düşünceleri seanslarda ele alır, gerçekliğini ve işlevselliğini inceleyerek çeşitli kanıtlar bulmaya çalışırız. Bazen de, düşüncelere ulaşmak kolay olmaz ya da saçma olduğunu bilsek de kaygılanmaya devam ederiz. Bu gibi zamanlarda ise “Bilişsel Davranışçı Terapi” modelinin davranışçı ayağı devreye girer. Kişilere bilimsel olarak kanıtlanmış ve kaygı düzeyini düşürdüğü bilinen çeşitli gevşeme egzersizleri öğretilerek önce bedenen sonra da zihnen rahatlama yolları öğretilir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Sosyal fobide kullanılan diğer bir yöntem ise aşamalı maruz kalma ve duyarsızlaştırmadır. Kişi terapistiyle birlikte kendisini en az kaygılandırandan en çok olana doğru kaçındığı durumları listeler. Daha sonra kişi güçlendirilerek en alt basamaktan başlanarak kaçınılan durumlara maruz kalması istenir ve her seans bu deneyimler üzerine konuşulur.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bilişsel Davranışçı Terapi, sosyal kaygı bozukluğu üzerinde başarı oranı en yüksek terapi ekollerinden biridir. Bu sebeple, sosyal alanlarda sürekli ve rahatsız edici kaygı yaşıyorsanız, bu durum sizi günlük hayattan ve aslında katılmak istediğiniz çeşitli aktivitelerden sizi geri tutuyorsa, kaygı kaynaklı bedensel tepkileriniz (çarpıntı, titreme, terleme vs) varsa ve zorlandığınızı hissediyorsanız bir psikolog yardımı almayı ihmal etmeyin.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Psikolog Feyza Ağzıtemiz</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Doç Dr Çağatay Uğur Muayenehanesi / ANKARA</span></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://cagatayugur.com.tr/sosyal-kaygi-bozuklugu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1913</post-id>	</item>
		<item>
		<title>OKULA BAŞLAMA SÜRECİNDE ÇOCUKLAR VE OKUL FOBİSİ</title>
		<link>https://cagatayugur.com.tr/okula-baslama-surecinde-cocuklar-ve-okul-fobisi/</link>
					<comments>https://cagatayugur.com.tr/okula-baslama-surecinde-cocuklar-ve-okul-fobisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Çağatay Uğur]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Sep 2022 12:35:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://cagatayugur.com.tr/?p=1894</guid>

					<description><![CDATA[Okul Fobisi Ya Da Kaygısı Nedir? Okul fobisi ya da okul kaygısı en basit tanımıyla çocuğun okula gitmeyi reddetme, istememe ya da bu durumdan çok kaygı duyması şeklinde açıklanabilir. Okula ilk defa başlayan çocuklarda görülebileceği gibi ilerleyen yaşlarda da ortaya çıkabilir. Okul saati geldiğinde huzursuzlanma,&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>Okul Fobisi Ya Da Kaygısı Nedir?</h2>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-1896 alignright" src="https://cagatayugur.com.tr/wp-content/uploads/2022/09/Adsiz-tasarim-300x209.jpg" alt="Okul Fobisinde Dikkkat Edilmesi Gerekenler" width="506" height="353" srcset="https://cagatayugur.com.tr/wp-content/uploads/2022/09/Adsiz-tasarim-300x209.jpg 300w, https://cagatayugur.com.tr/wp-content/uploads/2022/09/Adsiz-tasarim-768x535.jpg 768w, https://cagatayugur.com.tr/wp-content/uploads/2022/09/Adsiz-tasarim-370x258.jpg 370w, https://cagatayugur.com.tr/wp-content/uploads/2022/09/Adsiz-tasarim-770x537.jpg 770w, https://cagatayugur.com.tr/wp-content/uploads/2022/09/Adsiz-tasarim.jpg 1000w" sizes="(max-width: 506px) 100vw, 506px" /><span style="color: #000000;">Okul fobisi ya da okul kaygısı en basit tanımıyla çocuğun okula gitmeyi reddetme, istememe ya da bu durumdan çok kaygı duyması şeklinde açıklanabilir. Okula ilk defa başlayan çocuklarda görülebileceği gibi ilerleyen yaşlarda da ortaya çıkabilir. Okul saati geldiğinde huzursuzlanma, gitmek istememe, öfkeli ve saldırgan olma, ağlamaklı olma gibi durumlara ek olarak çoğunlukla mide bulantısı, karın ağrısı, baş ağrısı, sık tuvalet ihtiyacı gibi fiziksel belirtiler gösterirler. Uyku ve iştah sorunları, odaklanma güçlüğü gibi durumlar da eşlik edebilir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Anne-baba okula gitmemesini onaylayınca (yani tehdit ortadan kalkınca) bu belirtiler hemen yok olur.  Ama bu isteğin kabul edilmemesi halinde çocuk zarar verme davranışlarına ya da evde kalmak için yalvarma-yapışma davranışlarına yönelebilir. Okul fobisi olan çocuklar bazen de hiçbir tartışmaya girmeden, karşı gelmeden okula gidebilir ama orada sessizce acı çekebilir. Arkadaş ve öğretmenleri ile temastan geri durabilir. Peki, okul fobisi olan çocuğumuza nasıl yaklaşmalıyız?</span></p>
<h2>Okul Fobisinde Dikkat Edilmesi Gerekenler</h2>
<h3><span style="color: #000000;"><em>1-Her şeyden önce, çocuğun sorununun gerçekten okul fobisi olup olmadığı incelenmeli </em></span></h3>
<p><span style="color: #000000;">Evet, belirtiler bunlara çok benziyor olabilir. Hatta çocuğunuz yalnızca okula giderken sorun yaşıyor, okulu reddediyor olabilir ama bu her zaman okul fobisi anlamına gelmez.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Çocuğun okula gitmek istememesinin altında başka bir sebep olabilir mi? Örneğin, yeni doğmuş bir kardeş ile anne-babayı evde yalnız bırakmak ve saatlerce evden uzak kalmak istemiyor olabilir mi?</span></p>
<h3><span style="color: #000000;"><em>2-Okula hazırlık sürecine çocuğu dahil edin</em></span></h3>
<p><span style="color: #000000;">Okul alışverişi, kayıt süreçleri gibi konular doğrudan çocuğunuzla ilgili. Bu zamanlarda çocuğunuzu dışarıda bırakmamaya özen gösterin.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Çocuğa okulu mümkün olduğunca gerçekçi bir yolla anlatın. Aşırı eğlenceli olduğu, her yerde oyuncaklar olduğu, orada olmaktan her zaman büyük keyif alacağı gibi bilgiler çocuğu hayal kırıklığına uğratabilir. Doğal olarak okula gitmek istemeyecektir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Mümkünse önceden gidip okulu, çevreyi hatta öğretmenleri görmesini sağlayın. Bu onun kaygısını biraz da olsa azaltacaktır.</span></p>
<h3><span style="color: #000000;"><em>3-Okul, öğretmenler ve rehberlik servisi ile takım olun</em></span></h3>
<p><span style="color: #000000;">Her okulun çocukların uyum süreci ile ilgili oryantasyon programları ve belirli kuralları var. Bunları takip edip size söylenen adımları istikrarla uygulayın.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Çocuğun okula gitmemesi bir seçenek değil, bu açık bir şekilde bilinen bir gerçek olmalı ama bunu yaparken empatiden ve duygu aynalamadan yoksun bir dil kullanılmamalı.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Çocuğun okula uyum süreci adım adım olur. Küçük adımlarla başlayıp yavaş yavaş bunlar artırılır. Bu konuda okulun prosedüründen sapmamaya özen gösterin</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bu süreçte lütfen rehber öğretmenlerle işbirliği içinde olun ve destek almaktan geri durmayın. Unutmayın ki okulu, ortamı ve çocuğu en iyi bilen o okulun rehber öğretmenidir ve size en iyi yolu o çizecektir.</span></p>
<h3><span style="color: #000000;"><em>4-Empati kurun, duygularını küçümsemeyin</em></span></h3>
<p><span style="color: #000000;">Kendinizi onun yerine koyun ve bu durumun çok zor olduğunun farkına varın. Korkması, kaygılanması çok doğal. Bunu ona da söylemekten çekinmeyin</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Çocuğunuzun bazı duygu ve düşünceleri size saçma ya da basit gelebilir. ASLA küçümsemeyin. Eğer o bu konuyu üzülmeye değer bulduysa önemlidir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Hemen öğüt vermeye başlamayın, bazen sadece çocuğun duygularını anladığınızı hissettirmek yeterli. <em>“Evet, gerçekten çok zor ve ben de seni çok özlüyorum”.</em> Bırakın duygularını serbestçe açığa çıkarsın, ağırlıkları göğsünden atsın</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Ona sorun: “<strong>Seni üzen/korkutan şey ne?”</strong>, <strong>“Ne olsa sana daha iyi hissettirirdi?”.</strong></span></p>
<h3><span style="color: #000000;"><em>5-Kendi kaygılarınızı çocuğunkinden ayırın</em></span></h3>
<p><span style="color: #000000;">Bu onun süreci, sizin yaşadıklarınızın aynısını yaşayacak ya da aynı şekilde etkilenecek diye bir kural yok</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Çocuklar 7/24 canlı yayın gibi sizleri izlerler. Sözleriniz tam tersini söylese de çok kaygılanıyorsanız çocuk bunu hissedecek ve sizi model alacaktır. Lütfen kaygınızı yönetmeyi öğrenin ve çocuğa sakin, güvenli, huzurlu bir sığınak olun. Bu konuda zorlanıyorsanız profesyonel yardım alabilirsiniz.</span></p>
<h3><span style="color: #000000;"><em>6-Çocuğun yanında konuşulanlara dikkat edin</em></span></h3>
<p><span style="color: #000000;">Çocuk, çevresinde konuşulanlardan kolayca etkilenebilir. Bu yüzden dikkatli olunmalı</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Okul için sakin, güleryüzlü ve abartmadan heyecanlı bir tavırda olmanız faydalı olacaktır</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Çocuk size duygularını açmıyorsa siz ona açın. İyi bir model olun. Zorlandığınız konulardan (çok ağır ya da aile içi bir mesele değilse) çocuğa bahsedin ve nasıl hissettiğinizi anlatın. Ve bunu karşılık beklemeden yapın.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Sizin hislerinizi nasıl paylaştığınızı ve sorunları nasıl çözdüğünüzü görsün. Size iyi gelen &#8211; kötü gelen şeyleri sıralamanızı dinlesin. Böylelikle kendi yolunu çizsin</span></p>
<h3><span style="color: #000000;">7-Bol bol oyun 🙂</span></h3>
<p><span style="color: #000000;">Oyunların çocuklar üzerindeki yatıştırıcı, iyileştirici, güçlendirici yanına güvenin ve okul dönüşü bol bol oyun oynayın</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Gücün çocuğa verildiği oyunlar iyileştirir. Çocuğunuz zaten gün boyu kendini güçsüz, savunmasız, kontrolü kaybetmiş hissetti ve yıprandı. Oyunlarda güç onun elinde olsun, sizi o yönlendirsin. Müdahale etmeden eşlik edin. Uzun ve zorlu mücadeleler verip sonunda bir yenilgi yaşayın ve bırakın zaferin, gücün tadını çıkarsın.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bu süre zarfında tensel teması artırın. Bol bol sarılın, öpün, ellerine ve ayaklarına masajlar yapın, güzel sözler söyleyin.</span></p>
<h3><span style="color: #000000;"><em>8-Zaman tanıyın</em></span></h3>
<p><span style="color: #000000;">Bazı çocuklar çok kolay adapte olur, bazıları için ise çok uzun süre gerekebilir. Hemen, bir ay sonra, 5 ay sonra ya da 1 sene sonra….</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Biraz zaman tanıyın ve hemen paniğe kapılmayın</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bu süre içinde rehberlik servisi ile iletişim içinde olun ve bırakın sizi onlar yönlendirsin</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Eğer semptomlarda zamanla hiçbir azalma görülmüyorsa veya altından kalkmakta zorlanıyorsanız <strong>profesyonel yardım</strong> almaktan çekinmeyin</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>Psk. Feyza Ağzıtemiz</em></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>Klinik Psikolog</em></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>Çocuk, ergen, yetişkin psikoterapi</em></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>Uzm Dr Çağatay Uğur Muayenehanesi &#8211; Ankara</em></span></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://cagatayugur.com.tr/okula-baslama-surecinde-cocuklar-ve-okul-fobisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">1894</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
