Sosyal Kaygı

Sosyal kaygı, kişinin başkaları tarafından değerlendirilebileceği sosyal durumlarda belirgin korku ve kaygı yaşamasına sebep olan bir durumdur. Yeni insanlarla tanışmak, bir topluluk önünde konuşmak, sohbet başlatmak gibi durumlar sosyal fobi yaşayan kişiler için oldukça zorlayıcı olabilir. Ankara Söğütözü'nde bulunan kliniğimizde, danışanlarımıza sosyal kaygı konusunda destek olup Bilişsel ve Davranışçı Terapi uygulamaktayız.

Sosyal Kaygı

Sosyal Anksiyete (Sosyal Kaygı) Nedir?

 

Sosyal kaygının merkezinde genellikle başkaları tarafından yetersiz, sıkıcı, tuhaf, beceriksiz ya da kabul edilemez biri olarak değerlendirilme korkusu yer alır. Kişi sosyal ortamlarda yanlış bir şey söylemekten, heyecanının fark edilmesinden veya başkalarının kendisi hakkında olumsuz düşünmesinden endişe duyabilir.

Bu kaygı bazen sosyal ortamlardan kaçınmaya, bazen de kişinin bu ortamlara katılsa dahi yoğun bir gerginlik yaşayarak kendini tam anlamıyla ortaya koyamamasına neden olabilir. Bu durum kişinin arkadaşlık ilişkilerini, romantik ilişkilerini, akademik yaşamını ve iş hayatını etkileyebilir.

Sosyal Kaygı Neden Devam Eder?

Sosyal anksiyeteyi açıklayan önemli yaklaşımlardan biri Clark ve Wells'in (1995) bilişsel modelidir. Bu modele göre sosyal kaygının devam etmesinde yalnızca olumsuz değerlendirilme korkusu değil, kişinin bu korkuyla baş etmek için geliştirdiği bazı düşünce ve davranış biçimleri de rol oynar.

Örneğin sosyal kaygı yaşayan bir kişi, bir sohbet sırasında "Sıkıcı olduğumu düşünecekler" veya "Yanlış bir şey söylersem benimle ilgili kötü düşünecekler" gibi düşüncelere sahip olabilir.

Bu düşüncelerle birlikte kişinin dikkati, karşısındaki insanlardan kendi davranışlarına ve bedensel belirtilerine yönelir. Kişi sohbeti takip etmek yerine nasıl göründüğünü, sesinin titreyip titremediğini veya yüzünün kızarıp kızarmadığını kontrol etmeye başlayabilir.

Aynı zamanda olumsuz değerlendirilmekten kaçınmak amacıyla bazı güvenlik davranışları geliştirebilir. Konuşacaklarını önceden zihninde prova etmek, göz temasını azaltmak, daha az konuşmak veya hata yapmamak için söylediklerini sürekli kontrol etmek bunlardan bazılarıdır.

Bu davranışlar kısa vadede kaygıyı azaltıyor gibi görünse de, uzun vadede kişinin korktuğu sonuçların gerçekten gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini öğrenmesini zorlaştırır.

Sosyal kaygı, sosyal ortam sona erdikten sonra da devam edebilir. Kişi söylediklerini ve başkalarının tepkilerini tekrar tekrar düşünerek kendisini olumsuz değerlendirebilir.

Böylece olumsuz beklentiler, kişinin kendisine yönelttiği dikkat, güvenlik davranışları ve sosyal deneyimleri yorumlama biçimi birbirini etkileyerek sosyal kaygının devam etmesine katkıda bulunur.

Sosyal Anksiyete Nasıl Tedavi Edilir?

Sosyal anksiyete bozukluğunun tedavisinde etkililiği bilimsel araştırmalarla desteklenen yaklaşımlardan biri Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) yöntemidir.

Bilişsel Davranışçı Terapi, sosyal kaygının ortaya çıkmasına ve devam etmesine katkıda bulunan düşünce, dikkat ve davranış süreçlerini ele almayı amaçlar.

Terapi sürecinde kişinin sosyal ortamlarda yaşadığı kaygıyı anlaması, kendisiyle ve başkalarıyla ilgili olumsuz beklentilerini değerlendirmesi ve kaygıyı sürdüren davranışlarını değiştirmesi üzerinde çalışılır.

Sosyal anksiyeteye yönelik BDT uygulamalarında şu yöntemlerden yararlanılabilir:

Bilişsel değerlendirme: Kişinin sosyal ortamlarda kendisi ve başkalarıyla ilgili taşıdığı olumsuz beklentilerin belirlenmesi ve değerlendirilmesi.

Dikkat çalışmaları: Kişinin dikkatini sürekli kendi davranışlarına ve bedensel belirtilerine yöneltmek yerine sosyal ortama ve karşısındaki kişilere yöneltebilmesi.

Güvenlik davranışlarının azaltılması: Kaygıyı kontrol etmek veya olumsuz değerlendirilmekten kaçınmak amacıyla kullanılan davranışların fark edilmesi ve aşamalı olarak değiştirilmesi.

Davranış deneyleri: Kişinin sosyal ortamlarda korktuğu sonuçlara ilişkin beklentilerini gerçek yaşam deneyimleri aracılığıyla sınaması.

Video geri bildirimi: Gerektiğinde kişinin sosyal ortamlarda nasıl göründüğüne ilişkin olumsuz zihinsel imgesi ile gözlemlenebilir davranışları arasındaki farklılıkların değerlendirilmesi.

Sosyal deneyimlerin yeniden değerlendirilmesi: Kişinin sosyal etkileşimler öncesinde yaşadığı yoğun endişe ve sonrasında yaptığı olumsuz değerlendirmeler üzerinde çalışılması.

Tedavinin amacı yalnızca sosyal ortamlarda hissedilen kaygıyı azaltmak değil, kişinin kaygı nedeniyle sınırlandırdığı yaşam alanlarına daha esnek ve özgür biçimde katılabilmesini sağlamaktır.

Uzmanlarımız Sosyal Kaygı ile Nasıl Çalışır?

Merkezimizde sosyal kaygıya yönelik psikoterapi süreci, danışanın yaşadığı güçlükler ve bireysel ihtiyaçları doğrultusunda planlanır.

İlk görüşmelerde sosyal kaygının hangi durumlarda ortaya çıktığı, kişinin bu durumlarda neler düşündüğü, hangi duygusal ve bedensel tepkileri yaşadığı ve kaygısıyla baş etmek için nasıl davrandığı ayrıntılı biçimde değerlendirilir.

Bu değerlendirme doğrultusunda danışanla birlikte sosyal kaygının nasıl devam ettiğini açıklayan kişiye özgü bir bilişsel davranışçı formülasyon oluşturulması hedeflenir.

Terapi sürecinde bilimsel temelli Bilişsel Davranışçı Terapi yöntemlerinden yararlanılarak kişinin olumsuz değerlendirilme korkusu, kendine odaklı dikkati, güvenlik davranışları ve sosyal ortamlardan kaçınma eğilimleri üzerinde çalışılabilir.

Seanslarda edinilen bilgilerin günlük yaşama aktarılması amacıyla danışanla birlikte davranış deneyleri ve seanslar arası çalışmalar planlanabilir.

Terapi süreci boyunca kişinin hedefleri ve yaşadığı değişimler birlikte değerlendirilir. Uygulanan yöntemler, danışanın ihtiyaçları ve terapi sürecindeki ilerlemesi doğrultusunda şekillendirilir.

Kitap Önerisi: Sosyal Fobiden Hayata Yolculuk

Doç. Dr. Kadir Özdel – Sosyal Fobiden Hayata Yolculuk: Kendi Kendine Yardım Kitabı

Doç. Dr. Kadir Özdel'in Sosyal Fobiden Hayata Yolculuk kitabı, bu alandaki kendine yardım kitapları arasında oldukça faydalı bir kaynaktır. 

Kitapta sosyal kaygının nasıl ortaya çıktığı, hangi düşünce ve davranışlarla devam ettiği ve sosyal kaygıyla baş etmek için kullanılabilecek bilişsel davranışçı yöntemler, okuyucunun anlayabileceği bir dille ele alınmaktadır.

Kaynakça

Clark, D. M., & Wells, A. (1995). A cognitive model of social phobia. In R. G. Heimberg, M. R. Liebowitz, D. A. Hope, & F. R. Schneier (Eds.), Social phobia: Diagnosis, assessment, and treatment (pp. 69–93). Guilford Press.

National Institute for Health and Care Excellence. (2013). Social anxiety disorder: Recognition, assessment and treatment (Clinical guideline CG159). https://www.nice.org.uk/guidance/cg159

Türkçapar, M. H. (t.y.). Sosyal fobi bilgilendirme kitapçığı. Bilgilendirme materyali.

Randevu Almak İster misiniz?

Bu hizmetle ilgili randevu talebinde bulunmak için formu doldurun, ekibimiz sizinle iletişime geçsin.

Randevu Talebi Oluştur