Adsız tasarım

Aaron Beck tarafından 1960’ların başında bilişsel terapi olarak başlayan bu yaklaşım zamanla alanda çalışanların büyük bir kısmı tarafından bilişsel davranışçı terapi ile aynı anlamda kullanılmaya başlamıştır. BDT’nin altta yatan teorisi bilişsel model olarak adlandırılır. Temel olarak bilişsel model, danışanların duygu durumunu ve kavrayışını etkileyen işlevsiz düşüncelerin tüm psikolojik bozukluklarda yaygın olduğunu savunur. İnsanlar düşüncelerini daha gerçekçi ve daha uyarlayıcı bir yolla değerlendirmeyi öğrendiklerinde, duygu durumlarında ve davranışlarında iyileşme yaşanmaktadır. Basitçe anlatırsak bilişsel model üç faktörden oluşur: (bir duruma yönelik) otomatik düşünceduygu ve davranış. 

Bilişsel Süreçlerin İşleyişine Dair Örnek Modeller

Örneğin “Arkadaşlarla takılmayı düşünme” durumunu ele alalım

otomatik düşünce: “onlar benimle çıkmak istemeyecekler”

                                                                                                   ↓

duygu: “üzüntü”

                                                                                                   ↓

davranış: “odasında kalır”

 

Başka bir örnek olarak oldukça depresif hissetme ve bazı görevleri yapamama durumu deneyimleyen birini ele alalım 

otomatik düşünce: “şu an hiçbir şey yapamam”

                                                                                                ↓

duygu: “üzüntü”

                                                                                                ↓

davranış: “yatağın köşesine kıvrılma”

Eğer kişi bu düşüncenin geçerliliğini inceleseydi “aşırı genelleme” düşünce hatasını yaptığını görerek gerçekte birçok şeyi iyi yaptığını fark edebilirdi.

Olumsuz Otomatik Düşünceler ve İşleyiş Mekanizması

Otomatik düşünceler o kadar hızlı ve “otomatik” gerçekleşir ki çoğu zaman bu düşüncenin farkında bile olmayabiliriz ve düşünceler yerine ilk olarak duygu ortaya çıkar. Oldukça endişeli hissedersiniz ama neden kaygılandığınızı fark edemeyebilirsiniz. Çoğunlukla bu kaygı duygusunun altında yatan bir otomatik düşünce vardır ve düşünce sizi duyguya, yani kaygılanmaya, duygu da sizi işlevsel olmayan davranışlara yönlendirir. Örneğin bir iş görüşmesi öncesinde terleme, titreme, kızarma, göğsünüzde daralma yaşayabilir; bu semptomlar sizi çok rahatsız ettiği için o iş görüşmesinden kaçınabilirsiniz. Yukarıdaki bilişsel modele göre incelendiğinde duygunuz büyük ihtimalle kaygıdır. Kaygıyı biraz irdelediğimizde altta yatan otomatik düşünceler ortaya çıkacaktır. Örneğin “Asla başaramayacağım” veya “Görüşme sırasında panikleyip her şeyi berbat edeceğim”. Bu otomatik düşünceler ve sizde oluşturduğu olumsuz duygular da sizi işlevsel olmayan davranış tepkilerine götürecektir: İş görüşmesine gitmeme.

Otomatik Düşüncülerin Düzenlenmesinde Bilişsel Davranışçı Terapi

Bilişsel Davranışçı Terapide en temel olarak ele aldığımız konu bu otomatik düşünceler ve bunların danışanların hayatlarındaki işlevselliğe olan müdahaleleridir. Zamanla danışanlar kendi otomatik düşüncelerini tanımayı, fark etmeyi öğrenmeye; dahası bunların doğruluğunu değerlendirmeye başlarlar. Sonrasında da doğal bir süreç şeklinde bu otomatik düşüncelerin sebep olduğu olumsuz duyguların şiddeti azalır ve bu duygu+düşünce kombinasyonunun kişiyi yönelttiği işlevsel olmayan, kişinin rahatsızlık duyduğu, değiştirmek isteyip bu zamana kadar yapamadığı davranışları yerini daha işlevsel ve yapılması eskisi kadar zor gelmeyen davranışlara bırakır. 

(Psikolog Feyza Ağzıtemiz)

İletişim Bilgileri:

Kaygı (Anksiyete) Bozuklukları Dahil Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi İle İlgili Her Türlü Soru İçin Bize Ulaşın:

cagatayugur.com.tr/iletisim

Tel:  (0312) 284 00 21

Adres:

Platin Tower İş Merkezi, (Medicana Hast.Yanı), Kat:18, No: 69, Çankaya/Ankara

 

Bizi Sosyal Medyadan Takip Edin:

https://www.instagram.com/pskytrcagatayugur

https://www.facebook.com/drcagatayugur

Leave a comment